Tam ben çekecektim, bir baktım ki o çoktan çekmiş.
Tam ben çekecektim, bir baktım ki o çoktan çekmiş.
Her yaz, yaz olduğunu hissetmemi sağlayacak tarzda birkaç film belirler ve onları mutlaka izlerim. Benim adıma birçok şeyde en ummadıklarımın ve sanmadıklarımın senesi olmayı başaran 2010 (eğer yarından sonraya kadar büyük bir değişiklik olmazsa) “yaz sinemalarım” konusunda da ellerimin boş kalmasını sağlayacak. Oysa ben bu sıcak günlerde şu filmleri izlemiş olacağımı sanmış ve bu fikirle mutlu olmuştum:
* Blue Valentine: En çok görmek istediğim ve göreceğime de en emin olduğumdu.
* Please Give: İzleyebilseydim sevinirdim.
* The Kids are All Right: Because I can count on Mark Ruffalo.
* Somewhere: Aralıkta vizyona gireceğini keşke daha önceden okuyup kendi kendime beklenti oluşturmasaydım. Nedensiz bir şekilde bu filmi de görmek istiyordum oysa.
* Scott Pilgrim vs the World: Bu filmi dahi izleyememiş olmam beni biraz şaşırtıyor.
Halen televizyonlarda yayınlanan diziler arasında en başarılısı olduğuna inandığım Mad Men’in haftaya başlayacak olan yeni sezonunu karakterlerin bebek karşılıkları ile mi kutlasam diye düşündüm bir an. Ancak şu sıralar üzerime giydiğim Varyemez Amca ceketi bu arzumu da dizginlemeyi bildi. Lafı açılmışken devam edeyim. Bazı zamanlar özellikle de Internet’te diziyle ilgili yazılan yorumları okuduğumda Mad Men’de gerçekten neler olup bittiğini sadece ben, Deniz ve bir de şu yazar mı anlıyor diye şüpheye düşmüyor değilim. İnsanlar ne izlediğinin bu kadar farkında olmayabilir mi? Siz ne dersiniz?
* Chess set by Jake & Dinos Chapman
Arada aklıma gelen şeylerden biri de bu takım.
Şu an bu geceyle ilgili tek dileğim şezlonguma uzanıp The Member of the Wedding‘i okumak. Bazen güzel şeyleri uzun uzun anlatmak gerekmez.
Gece hemen gelmek için bir şeyler yapmalı!
İlk defa bocce oynamak istediğimde dört, ilk defa bocce oynayan birilerini gördüğümde 24 yaşındaydım. Bu topların bana, bocce alemine hızlı bir giriş yaptıracağına yüzde yüz eminim. Hediye olarak almak isteyenlere hiçbir şekilde itiraz etmeyeceğimi buradan duyurmak isterim.
Konu hediyeden açılmışken Alpa 12 TC de hoş olurdu. Özellikle zengin ve bonkörseniz bu özelliklerinizi benim üzerimde göstermeniz için işte harika bir fırsat daha.
İyi bir reprodüksiyonuna dahi gereğinden fazla sevinebilirim.

So for once in my life
let me get what I want
Lord knows, it would be the first time
Başka alternatifleri olduğunu şaşırarak fark ettiğimden beri Le petit Nicolas’yı Eray Canberk’in çevirisiyle insani bir isim olan Çetin olarak tanıdığım için kendimi çok şanslı bir çocukluk geçirmiş kabul ederim. Bizim Sınıf candır.