sen bana
Posted: July 15th, 2010 | Author: bahar malik | Filed under: Küçük benzetmeler | 3 Comments »Bu blog’u takip edip aynı zamanda futbolla yakından ilgilenen insanlara biraz kırgınım. Geçen hafta tamamen profesyonel sebeplerle izlediğim bir dünya kupası maçı olmasa II. Carlos’un bilinmeyen özel hayatı ortaya çıkmayacaktı.
Yeni kankam Carlos Piuuu’dan bahsediyorum. Müsabaka esnasında “Kim bu Carlos?” diye sormamın üzerine “sen adamın isminin Carlos olduğunu nereden biliyorsun?” cevabını alıp afallamam sonucunda tanıştığım futbolcudan. Yoksa… Yoksa olmadı sandığımız şey olmuş olabilir mi? 2000′lerde mahzun kralın torunları İspanya sınırları içinde mi dolaşıyor? Bilmiyorum, hiç bilemiyorum. Lakin kafamda kırk tilki dolaşmıyor dersem yalan olur.
Size II. Carlos’tan bahsetmiş olmama rağmen Piuuu Bey’le olan alakayı fark edip de beni uyarmadığınız için biraz darılmış durumdayım. Ayrıca ismi Dünyevi Zevkler Bahçesi olan bir blog’da bu konuyu irdelemen biraz garip değil mi diyecek olursanız “ödeştik” der geçerim. Bunu da bilin.
Şimdi bu blog yazısından kaçmanın zamanı. O zaman son kez zevk aldığımız biçimde hep beraber koşarak uzaklaşalım: Piuuu.
bahar 2010
Posted: June 2nd, 2010 | Author: bahar malik | Filed under: Fotoğraf çektim, Küçük benzetmeler, Şehirde seyahat | Tags: All in an afternoon, Edward Hopper, Hopper? | 4 Comments »
And the way you’re keeping silent
Makes me think that I should be more quiet
Gene yaz
Posted: January 12th, 2010 | Author: bahar malik | Filed under: Fotoğraf çektim, Küçük benzetmeler, Seyahat | Tags: Caspar David Friedrich, Der Mönch am Meer | No Comments »
İnsanlar keşişlerine aynı dönemlerde, benzer tonlar ve pozlarda rastlamıyorlar belki de.
Yaz
Posted: October 16th, 2009 | Author: bahar malik | Filed under: Fotoğraf çektim, Küçük benzetmeler, Seyahat | Tags: Edward Hopper, Leonard Cohen, Nick Cave, Orhan Peker, Richard Russo, tatil, Van Morrison | 4 Comments »Bu yaz yaşlanmış cdlerime nur yağdığından asfaltta Nick Cave, ormanda Van Morrison dinlediğim bir tatil yaptım. Eski tanıdıklara rastlar mıyım kuşkusuyla gittiğim bildik küçük kasabadan kimseye merhaba bile demek zorunda kalmadan döndüm ve bu çok hoşuma gitti çünkü bazen hiç kimseye, hatta birazcık hoşlandığın biri bile olsa, rastlamak istemediğiniz günler olur. Kimseye rastlamasam da uygar olmak zorunda olmasam denilen günler. [1]
Haftabaşında tatilde çektiklerimi de içinde bulunduran bir grup fotoğrafı yaptırdım. Bir kısmını sizinle paylaşmak istiyorum. (Üzerine tıklayarak fotoğrafları büyütebilirsiniz)
Aşağıdaki sürüdeki keçiler ilk anda bana Orhan Peker‘in mandalar, atlar, ineklerden oluşan hayvanlar serisini anımsattı ama anın ve ortamın güzelliği bu fikirleri kafamdan hızlıca uzaklaştırdı.
Gene de en güzeli plajda olmaktı.
Başka küçük benzetmeler de yaptım. Hoppervari olanlardan…
Dikkat! Cohen çıkabilir!
Sonra biraz daha güldüm: Dikkat! Cohen 30′la çıkabilir!
Ve böylece tatili bitirdim. Birkaç fotoğrafım daha var. Belki sonra onları da burada sizlerle paylaşırım.
[1] Richard Russo – The Straight One.











Geçmiş Yorumlar