<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dünyevi Zevkler Bahçesi</title>
	<atom:link href="http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://guzelonlu.com/blog</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 May 2012 20:46:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.4</generator>
		<item>
		<title>ve bu hafta</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1467</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1467#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 11:25:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlerin getirdikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1467</guid>
		<description><![CDATA[Rembrandt&#8217;a bakarken (2012) Bu hafta da Internet&#8217;i okumayıp resimlerine bakmaya devam etmeye ne dersiniz? Hem belki arada hoşuma giden birkaç ayrıntıyı da paylaşırım. * Oh Brian Ferry. Bunu nasıl unutmuşum? * Şehre Goya gelirse hiç durmam heyecanlanırım. Siz de heyecanlanın ve hemen şimdi ziyaret edin! * Hâlâ 1990&#8242;ı on sene öncesi sananlardanım. İşte olmadığına dair [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/05/rembrandt.jpg"><img class="size-full wp-image-1478 alignnone" title="rembrandt" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/05/rembrandt.jpg" alt="" width="590" height="442" /></a></p>
<p style="text-align: center;">Rembrandt&#8217;a bakarken (2012)</p>
<p>Bu hafta da Internet&#8217;i <a href="http://hoki21.tumblr.com/post/5193767788/andy-warhol-man-who-invented-future" target="_blank">okumayıp resimlerine bakmaya</a> devam etmeye ne dersiniz? Hem belki arada hoşuma giden birkaç ayrıntıyı da paylaşırım.</p>
<p>* Oh <a href="http://guzelonlu.com/berber/?p=786" target="_blank">Brian Ferry</a>. <a href="http://bferry.files.wordpress.com/2011/01/66610001.jpg?w=600&amp;h=397" target="_blank">Bunu</a> nasıl unutmuşum?</p>
<p>* Şehre <a href="http://www.peramuzesi.org.tr/sergiler/detay_sureli_sergiler.aspx?SectionID=kFT35gRXRfEHeBZHJC0eJw%3d%3d&amp;ContentID=jLHtsLeTJxYR2El10G3q3g%3d%3d" target="_blank">Goya gelirse</a> hiç durmam heyecanlanırım. Siz de heyecanlanın ve hemen şimdi ziyaret edin!</p>
<p>* Hâlâ 1990&#8242;ı on sene öncesi sananlardanım. İşte <a href="http://fucknostalgia.tumblr.com/post/14630481351" target="_blank">olmadığına dair o kanıt</a>.</p>
<p>* En iyi arkadaşlarımız kitaplardır! Ben de <a href="http://www.amazon.com/Analyzing-Mad-Men-Television-ebook/dp/B005LUR4ZI/ref=sr_1_2?ie=UTF8&amp;qid=1336478066&amp;sr=8-2" target="_blank">en iyi arkadaşımla</a> <a href="http://www.mensreverie.com/2012/04/james-minchin-iii-welcome-back-mad-men/" target="_blank">Mad Men&#8217;i</a> konuşmayı çok seviyorum.</p>
<p>* Bir haftadır tekrar tekrar <a href="http://www.buzzfeed.com/mjs538/the-7-best-pictures-of-a-baby-elephant-playing-at" target="_blank">şu fotoğraflara</a> bakıyorum. Özellikle de <a href="http://s3-ec.buzzfed.com/static/enhanced/web05/2012/3/21/11/enhanced-buzz-5699-1332342313-6.jpg" target="_blank">buna</a>. Çünkü hepinizin bildiği gibi &#8220;<a href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Fil&amp;diff=4786683&amp;oldid=4786679" target="_blank">fil çok güzeldir</a>&#8220;.</p>
<p>* Neden <a href="http://www.youtube.com/watch?v=DZhM-AcCzNU" target="_blank">bu filmi</a> izlemek istiyorum ki?</p>
<p>* Lütfen <a href="http://fuckyeahdementia.com/post/21254142022" target="_blank">uyuşturucu kullanmayın</a>.</p>
<p>* <a href="http://neffsays.tumblr.com/post/4562209206/wildguess" target="_blank">Katılıyor</a> ve <a href="http://sharpedges.tumblr.com/post/15970489346" target="_blank">arttırıyorum</a>.</p>
<p>* En çok <a href="http://www.festival-cannes.fr/en/archives/2012/inCompetition.html" target="_blank">hangi filmleri</a> merak ediyorsunuz?</p>
<p>&#8220;Yaşasın Perşembe!&#8221; diyerek linklerime son veriyorum. Şunun şurasında Cumaya ne kaldı ama değil mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1467</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paris&#8217;te İngilizce kitap alışverişi</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1174</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1174#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Apr 2012 20:32:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Belki de faydalı bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf çektim]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Abbey Bookshop]]></category>
		<category><![CDATA[Galignani]]></category>
		<category><![CDATA[George Whitman]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>
		<category><![CDATA[Paris'teki kitabevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Pierre Herme]]></category>
		<category><![CDATA[San Francisco Book Co]]></category>
		<category><![CDATA[Shakespeare and Company]]></category>
		<category><![CDATA[Tea and Tattered Pages]]></category>
		<category><![CDATA[The Red Wheelbarrow]]></category>
		<category><![CDATA[Village Voice]]></category>
		<category><![CDATA[WHSmith]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1174</guid>
		<description><![CDATA[Tanıyanlar bilir, alışveriş benim için ancak çok zorunda kaldığımda yaptığım, o zaman bile katlanamadığım bir etkinliktir. Bunun tek istisnası ise kitap almak ve dolayısıyla kitabevlerini dolaşmaktır. Geçen seneki Paris ziyaretimizde de bir günü şehrin İngilizce kitap satan kitapçılarını gezerek geçirmeye karar vermiştik. Paris&#8217;te yapmayı en sevdiğim şey &#8220;aylaklık&#8221; olduğundan turu tamamlamam birkaç günümü aldı ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Tanıyanlar bilir, alışveriş benim için ancak çok zorunda kaldığımda yaptığım, o zaman bile katlanamadığım bir etkinliktir. Bunun tek istisnası ise kitap almak ve dolayısıyla kitabevlerini dolaşmaktır. Geçen seneki Paris ziyaretimizde de bir günü şehrin İngilizce kitap satan kitapçılarını gezerek geçirmeye karar vermiştik. Paris&#8217;te yapmayı en sevdiğim şey &#8220;aylaklık&#8221; olduğundan turu tamamlamam birkaç günümü aldı ama konumuz bu olmadığı için detayların üzerinde durmayalım. Bu kitabevlerinden birinde karşılaşıp bir süre sohbet ettiğimiz Türk beyefendi başka hangi kitabevlerine gidebileceğini sorup elimizdeki diğer adresleri de isteyince &#8220;kimbilir belki başkalarının da işine yarayacak bir bilgidir&#8221; diyerek blog&#8217;da yazmayı düşünmüştüm. Eh, benim tüm coğrafyaya yayılmış evrensel aylaklığımı düşünecek olursanız bugün yazıyor olmam bile büyük başarı sayılır, değil mi?</p>
<p style="text-align: left;">Rotamızın ilk durağı sahibi yaşlı bir İngiliz hanım olan <a href="http://www.teaandtatteredpages.com/">Tea and Tattered Pages</a> idi. İkinci el kitaplar satılan bu iki katlı mahalle kitapçısının bir diğer ortağı ise kocaman gözlü, gürbüz ve miskin sarman kediydi. Giriş katını kurgu romanlara ayırmış mekanın alt katı ise bilimkurgulara ev sahipliği yapıyor.  Gene giriş katının iç tarafında ise bir &#8220;çay odası&#8221; var. Tea and Tattered Pages&#8217;in stokları sadece ikinci el sattıkları için Paris&#8217;te yaşayanların okuduktan sonra evlerinde tutmamaya karar verdikleri eserlerden oluşuyor. Ama bilirsiniz böyle yerlerde nasıl bir sürprizle karşılaşacağınız hiç belli olmaz. Duroc metro durağından Rue de Sèvres üzerinde inerseniz bu caddeyi dik kesen ilk sokak olan rue Mayet üzerinde 24 numarada yer alan kitabevinin samimi ortamını  duvarlarına astıkları  &#8221;our books are cheap, please don&#8217;t steal from us&#8221; cümlesinden bile anlayabiliriz.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/tea-and-tattered-pages-paris.jpg" target="_blank"><img class="size-full wp-image-1205" title="tea and tattered pages paris" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/tea-and-tattered-pages-paris.jpg" alt="" width="569" height="399" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Tea and Tattered Pages&#8217;ten sonra St. Germain yakınlarındaki Rue Princesse 6 numarada konuşlanmış olan Village Voice&#8217;i ziyaret ettik. Bana kalırsa Village Voice uğramaktan zevk alınan derli toplu ve düzenli kitabevlerinin Paris&#8217;teki en önemli örneği. Yeni çıkanlar masasının zenginliği, dükkanda aradığınız her şeyi bulma ihtimalinizin düşüklüğünü kabul edilir kılıyor. Özellikle dükkanın<a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/village-voice-science-fiction-section.jpg" target="_blank"> bir köşesini kaplayan bilimkurgu bölümünde</a> daha önce karşılaşmadığım şıklıkta kitaplar gördüm.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/village-voice.jpg"><img class="size-full wp-image-1178" title="village voice" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/village-voice.jpg" alt="" width="588" height="420" /></a></p>
<p>Village Voice&#8217;ten çıkıp San Francisco Book Co.&#8217;ya doğru yürümenin en güzel yanı yolunuzun üzerinde <a href="http://www.pierreherme.com" target="_blank">Pierre Herme</a>&#8216;nin olması. Benim tavsiyem kararsız ve şaşkın Uzakdoğulu turistlerin bile çirkinleştiremediği tek yer olan mağazadan makaronlarınızı alıp hemen köşedeki Saint-Sulpice Kilisesi&#8217;nin bahçesinde küçük bir piknik yapmanız ve makaronlarınızı afiyetle yerken bu mutluluğu size benim önerdiğimi unutmamanız. Pierre Herme Rue Bonaparte üzerinde 72 numarada.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/pierre-herme-macarones.jpg"><img class="size-full wp-image-1181" title="pierre herme macarones" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/pierre-herme-macarones.jpg" alt="" width="456" height="342" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Fotoğraflarına bir kere daha bakınca <a href="http://www.sanfranciscobooksparis.com" target="_blank">San Francisco Book Co.</a>&#8216;nun enikonu güzel bir yer olduğunu düşündüm. Burası da çoğunlukla ikinci el kitaplar satıyor. Kitabeviyle ilgili suçluluk duyduğum iki konu var: Birincisi sağdaki fotoğrafta tam ortadaki kapıya asılmış Baskan Yayınları Bilimkurgu Serisi&#8217;ne benzeyen ikinci el kitaplardan bir tane bile satın almamış olmam. İkincisi ziyaret ettiğimiz günün gecesinde defterime yorum olarak &#8220;ortam şen!&#8221; yazmam (Nedenini hâlâ çözebilmiş değilim). 17 Rue Monsieur le Prince üzerindeki San Francisco Book Co.&#8217;yu bir kere daha ziyaret edip hakkını vereceğime söz veriyorum.</p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/san-francisco-book-co.jpg"><img class="size-full wp-image-1182" title="san francisco book co" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/san-francisco-book-co.jpg" alt="" width="576" height="215" /></a></strong></p>
<p style="text-align: left;">Bir sonraki durağımız her ne kadar içinde dolaşmak için iki boyutlu olmanız gerekse ve aradığınız bir kitabı kendi kendinize bulma olasılığınız %23,2 civarında olsa da pek sevdiğim <a href="http://www.alevdesign.com/abbey/abbey_en.html">The Abbey Bookshop </a>idi. Turistlerle dolu kalabalık bir bölgede olması bile dükkanı gözümde çirkinleştiremiyor. Yardımsever Kanadalı bir sahibi olan dükkanda hem sıfır hem de ikinci el kitaplar bulabiliyorsunuz. Adresi ise 29 Rue de la Parcheminerie.</p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/Abbey-Bookshop.jpg"><img class="size-full wp-image-1186" title="Abbey Bookshop" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/Abbey-Bookshop.jpg" alt="" width="596" height="266" /></a></strong></p>
<p><a href="http://www.theredwheelbarrow.com/">The Red Wheelbarrow</a>&#8216;a vardığımızda gece olmuştu. Vakit geçirmekten hoşlandığım bir mahalle olan St Paul&#8217;de yer alan kitabevinin böylece güzel bir özelliğini de öğrenmiş oldum: Geç saatlere kadar açık olması. İçinde bulunmaktan açıklayamadığım bir mutluluk duyduğum The Red Wheelbarrow en çok alışveriş yaptığım kitabevlerinden biri oldu. (Adresi 22 Rue St Paul)</p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/The-Red-Wheelbarrow.jpg"><img class="size-full wp-image-1188" title="The Red Wheelbarrow" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/The-Red-Wheelbarrow.jpg" alt="" width="569" height="401" /></a></strong></p>
<p style="text-align: left;">Ertesi gün rue de Rivoli üzerinde ziyaret ettiğimiz iki kitabevinden ilki görkemli <a href="http://www.galignani.com/">Galignani</a> oldu. Galignani hem çok şık hem de stokları çok zengin. Özellikle sanat kitaplarını incelemeye doyamadım. Diğer dükkanlarda olmayan aradığım birkaç kitabı buradan satın alabilmem gözümde değerini daha da arttırdı. (224 rue de Rivoli)</p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/galignani.jpg"><img class="size-full wp-image-1191" title="galignani" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/galignani.jpg" alt="" width="598" height="220" /></a></strong></p>
<p>Bana kalırsa <a href="http://www.whsmith.fr/">WHSmith</a>&#8216;in ağabeyi Galignani&#8217;nin yanında esamesi bile okunmaz. Yine de senelerdir varlığını sürdürebilen bu kitapçıyı da ziyaret ettik. Türkiye&#8217;deki kitabevi zincirlerini anımsatan havasından sıkıldığım WHSmith&#8217;te Tilda Swinton&#8217;ın kapak olduğu Orlando ile karşılaştım. Swinton ne kadar gençmiş değil mi? Senelerin bu kadar çabuk geçtiğini bazen fark etmiyorum. WH Smith 248 rue de Rivoli&#8217;de.</p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/wh-smith.jpg"><img class="size-full wp-image-1193" title="wh smith" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/wh-smith.jpg" alt="" width="612" height="434" /></a></strong></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.shakespeareandcompany.com/">Shakespeare and Company</a>, turistlerin mabedi olmuş Paris mekanlarından biri. Biz de bu güzel kitapçıya hem rotamız kapsamında hem de (yol üstünde olduğundan) boş zamanlarımızda bol bol gittik. Keşfettiğim ilk günden beri popüler olan bu tarihi kitabevi gün geçtikçe daha da kalabalıklaşıyor gibi hissediyorum. Haklı olarak içeride fotoğraf çekmeyi de yasaklamışlar.  Geçen sene üst kattaki kütüphanelerini de müşterilerine açarak başka bir güzelliğe imza atmışlar. Her ne kadar birbirini ezen ziyaretçiler yüzünden rahat alışveriş yapılamayan bir dükkana dönüşmüş olsa da böylesi bir yere sahip olmak bir şehir açısından büyük ayrıcalık. Paris, çok şanslısın. (37 Rue Bûcherie)</p>
<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/Shakespeare-and-Company.jpg"><img class="size-full wp-image-1195" title="Shakespeare and Company" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/Shakespeare-and-Company.jpg" alt="" width="577" height="216" /></a></strong></p>
<p style="text-align: left;" lang="tr">Shakespeare and Co. demişken geçen Aralık ayında mekanın son sahibi George Whitman&#8217;ın ölüm haberini okudum. Kimseye söylemeyin ama kendisine yıllar yıllar öncesinden kalma dört euro borcumun üstüne yatmaya karar verdim. Umarım mirasçıları peşime düşmez.</p>
<p style="text-align: left;" lang="tr"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/George-Whitman.jpg"><img class="size-full wp-image-1201" title="George Whitman" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/George-Whitman.jpg" alt="" width="518" height="390" /></a></p>
<p>İlgilenenler için aşağıdaki haritanın da faydalı olacağını düşünüyorum. Bu haritayla da yazımı bitirmek niyetindeyim. Bana kalırsa benim için dileyebileceğiniz en güzel şeylerden biri günlerce gezebileceğim güzellikte ve sayıda kitabevi olan bir şehirde yaşamam olabilir. Ben size veda ederken siz de gözlerinizi kapatıp bunu dileyin. Sevgililerle.</p>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1174</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Brideshead Revisited</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1435</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1435#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Apr 2012 20:33:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Brideshead]]></category>
		<category><![CDATA[Brideshead Revisited]]></category>
		<category><![CDATA[Evelyn Waugh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1435</guid>
		<description><![CDATA[Son David Lodge yazıma Kitap Notları&#8216;ndan BA&#8217;nın yazdığı yorum sonrasında uzun süredir ertelediğim Brideshead Revisited izleme planımı bu haftasonu gerçekleştirmeye karar verdim. Romanın ne 1981 yılında çekilen televizyon dizisi uyarlamasını ne de 2008&#8242;de çevrilen sinema filmini izleyebilmiştim. Sinema versiyonuna göre daha başarılı olduğu konuşulan TV dizisi için yeteri kadar vaktim olmadığından Julian Jarrold&#8217;ın yönetmenliğini üstlendiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1448" title="brideshead revisited" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited.jpg" alt="" width="578" height="243" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1437" title="brideshead revisited - 2" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-2.jpg" alt="" width="578" height="243" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-1.jpg"></a><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1438" title="brideshead revisited - 3" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-3.jpg" alt="" width="578" height="243" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-3.jpg"></a><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-4.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1439" title="brideshead revisited - 4" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-4.jpg" alt="" width="578" height="243" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-4.jpg"></a><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-5.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1440" title="brideshead revisited - 5" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-5.jpg" alt="" width="578" height="243" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-5.jpg"></a><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-6.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1441" title="brideshead revisited - 6" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-6.jpg" alt="" width="578" height="243" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-6.jpg"></a><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-7.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1442" title="brideshead revisited - 7" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-7.jpg" alt="" width="578" height="243" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-7.jpg"></a><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-8.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1443" title="brideshead revisited - 8" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-8.jpg" alt="" width="578" height="243" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-8.jpg"></a><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-9.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1444" title="brideshead revisited - 9" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-9.jpg" alt="" width="576" height="242" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-9.jpg"></a><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-10.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1445" title="brideshead revisited - 10" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-10.jpg" alt="" width="576" height="243" /></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-11.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1446" title="brideshead revisited - 11" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/brideshead-revisited-11.jpg" alt="" width="576" height="243" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Son <a href="http://guzelonlu.com/blog/?p=1374" target="_blank">David Lodge yazıma</a> <a href="http://kitapnot.blogspot.com/" target="_blank">Kitap Notları</a>&#8216;ndan BA&#8217;nın yazdığı yorum sonrasında uzun süredir ertelediğim <em>Brideshead Revisited </em>izleme planımı bu haftasonu gerçekleştirmeye karar verdim. Romanın ne 1981 yılında çekilen televizyon dizisi uyarlamasını ne de 2008&#8242;de çevrilen sinema filmini izleyebilmiştim. Sinema versiyonuna göre daha başarılı olduğu konuşulan TV dizisi için yeteri kadar vaktim olmadığından Julian Jarrold&#8217;ın yönetmenliğini üstlendiği filme yöneldim.</p>
<p style="text-align: left;"><em>Brideshead Revisited</em>&#8216;ın baştan sona akıllıca yazılmış, derli toplu, anlatmak istediğini okuyucunun gözüne sokmadan verebilen, dahası okuyucuya aptal muamelesi de yapmayan, çok iyi bir roman olduğunu düşünüyorum.  Film bu açıdan beni hayal kırıklığına uğrattı. Senaryo üzerinde eserin teması değişecek kadar oynanmış. Romanın o kadar güçlü bir öyküsü var ki bunu üçlü bir aşk hikâyesine dönüştürmeye çalışmaya, histerik kıskançlık krizleri ile gerilim yaratmaya, &#8220;sen beni satın aldın&#8221; kavgaları çıkartmaya hiç gerek yoktu. Çünkü bunları izlerken dinin üzerlerinde yarattığı baskıyı türlü acayipliklerle yaşayan ve her biri farklı tepkiler veren baba ve çocuklarının esas öyküsünden uzaklaştım.</p>
<p style="text-align: left;">Her şeye rağmen filmin ilk çeyreğindeki görüntüler hoşuma gitti. Keşke Jarrold, yukarıda sizinle paylaştığım görüntülerdeki platoniklikle ilerleyebilseydi, izleyicisine birazcık daha güvenseydi ve tüm olay örgüsünü Waugh kadar cesur yorumlayabilseydi. Ama olmamış.</p>
<p style="text-align: left;">Romanda en sevdiğim şeylerden biri Sebastian&#8217;ın yaşadıkları karşısında yavaş yavaş yokoluşudur. Öyle ki bir noktadan sonra sadece insanların aralarında konuşurken bahsini geçirdikleri bir isim halini alır. Sonrasında tamamen unutulur. Romanı okurken bu yokoluşun her aşamasında derinden üzülürek &#8220;Ah Sebastian!&#8221; demiştim. Yukarıdaki son görüntü  bana bu hissettiklerimi hatırlatan tek kare oldu (Ah Sebastian!).</p>
<p style="text-align: left;">Vaktim olduğunda televizyon dizisini de izlemek niyetindeyim. Belki de Brideshead mevzusunu bir kere daha bu mecrada masaya yatırırız. Hazırlıklı olun!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1435</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kış</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1423</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1423#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Apr 2012 20:12:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf çektim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1423</guid>
		<description><![CDATA[Gündüz: Gece:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gündüz:</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/gündüz.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1424" title="gündüz" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/gündüz.jpg" alt="" width="585" height="437" /></a><br />
Gece:</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/gece.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1425" title="gece" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/gece.jpg" alt="" width="585" height="437" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1423</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>O kadar sevdim ki resmini</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=974</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=974#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2012 16:17:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sanat Üstüne]]></category>
		<category><![CDATA[Francisco Goya]]></category>
		<category><![CDATA[Goya]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Çarmıhta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=974</guid>
		<description><![CDATA[Goya gençlik günlerinde ne zaman para sıkıntısı yaşamaya başlasa Real Academia de Bellas Artes de San Fernando yani Madrid&#8217;deki Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi&#8217;nin yetenek sınavlarına girip kapağı &#8220;maaşlı&#8221; bir işe atmasını sağlayacak diplomanın sahibi olmaya çalışırmış. Söylenenlere göre ressam üç kere girdiği bu sınavların ilk ikisinde jürinin oy birliği ile okula kabul edilmemiş. Hayatta en çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Goya gençlik günlerinde ne zaman para sıkıntısı yaşamaya başlasa Real Academia de Bellas Artes de San Fernando yani Madrid&#8217;deki Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi&#8217;nin yetenek sınavlarına girip kapağı &#8220;maaşlı&#8221; bir işe atmasını sağlayacak diplomanın sahibi olmaya çalışırmış. Söylenenlere göre ressam üç kere girdiği bu sınavların ilk ikisinde jürinin oy birliği ile okula kabul edilmemiş.</p>
<p>Hayatta en çok merak ettiğim konulardan biri sanatçının bu iki seçmede jüriye hangi tablolarını sunduğudur. Goya ile ilgili birçok kitap ve Internet&#8217;te belki de yüzlerce kaynağı karıştırmama rağmen bu soruma yanıt bulamadım. Oysa ilk ikisinde giriş izni vermeyen jürinin kalbini nasıl yumuşattığı ve Akademi&#8217;nin kapısını nasıl açtığı hemen hemen her yerde yazar: 1780 tarihli <em>İsa Çarmıhta </em>tablosu ile.</p>
<p>Ben bazı zamanlarda çok sevdiğim Goya kitaplarımdan birini elime alıp bu tablonun olduğu sayfayı açar ve Goya&#8217;nın gelmiş geçmiş en kötü tablosu ile dönemin Madrid&#8217;inin önde gelen sanat topluluğuna kabul edilmiş olmasına gülerim. Eminim, bu öyküden başka birileri &#8220;yaşam dersi&#8221; çıkartıp bu dersi allayıp pullayarak sunabilirler. Ama üzerine basarak söylüyorum: Bence bu olay sadece çok komiktir ve ötesi yoktur.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="Cristo en la Cruz - Goya" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/24/Cristo_en_la_cruz_%28Goya%29.jpg" alt="" width="303" height="518" /></p>
<p>Aşağıda eski günleri yadetmek isteyenler için Goya yazılarına linkler veriyorum. Gündüz düşlerimizde bir sonraki bölümün ismi ise bir başka harika rüya olan &#8220;Eğer <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Anton_Raphael_Mengs" target="_blank">Mengs</a> olmasaydı?&#8221;. Hepinizi beklerim.</p>
<p>1. <a href="http://guzelonlu.com/blog/?p=71" target="_blank">Bye Bye Love</a> / 2. <a href="http://guzelonlu.com/blog/?p=597" target="_blank">Sansür</a> / 3. <a href="http://guzelonlu.com/blog/?p=628" target="_blank">Gene Goya</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=974</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>21. hafta: Bradbury ve yüzeyde kalmak</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1374</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1374#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Apr 2012 15:45:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Proje: David Lodge]]></category>
		<category><![CDATA[David Lodge]]></category>
		<category><![CDATA[Malcolm Bradbury]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih Adam]]></category>
		<category><![CDATA[The Art of Fiction]]></category>
		<category><![CDATA[The History Man]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzeyde Kalmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1374</guid>
		<description><![CDATA[Bu da nedir diyenler için şurada bir açıklama var. Bu proje kapsamında ilk kez tanıştığım yazarlarla ilgili yorum yaparken kurduğum her cümle tek bir kitabına bağlı kalacağı için hem çekiniyor hem de geriliyorum. Şimdiye kadar yazarların diğer eserlerini de okuyup haklarında daha fazla fikir edinerek problemime çözüm bulmaya çalıştım. Malcolm Bradbury&#8217;de ise bu çabaya girmedim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/400-Blows.gif"><img class="aligncenter size-full wp-image-1377" title="400 Blows" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/400-Blows.gif" alt="" width="500" height="250" /></a></p>
<blockquote><p>Bu da nedir diyenler için <a href="http://guzelonlu.com/blog/?p=312" target="_blank">şurada</a> bir açıklama var.</p></blockquote>
<p>Bu proje kapsamında ilk kez tanıştığım yazarlarla ilgili yorum yaparken kurduğum her cümle tek bir kitabına bağlı kalacağı için hem çekiniyor hem de geriliyorum. Şimdiye kadar yazarların diğer eserlerini de okuyup haklarında daha fazla fikir edinerek problemime çözüm bulmaya çalıştım. Malcolm Bradbury&#8217;de ise bu çabaya girmedim. Üniversitede sosyoloji dersleri veren Howard Kirk&#8217;ün kahramanı olduğu romanı <em>The History Man</em> (<em>Tarih Adam</em>) aynı zamanda benim Bradbury hakkında konuşmamı sağlayan tek yapıt olma özelliğini de taşıyor.</p>
<p><em>The Defeat of Privacy</em> isimli kitabıyla tanınan Howard Kirk&#8217;ün hikâyesini okurken karakterlerdeki derinlik eksikliğinden, hiçbirinin iç dünyalarında ne düşündüğünü bilmiyor ve anlamıyor olmamdan çok rahatsız oldum. Okuyucu olarak Kirk&#8217;ün herhangi bir olay karşısında verdiği tepkiyi yargılayamıyordum çünkü adamın aslında ne hissettiği konusunda fikrim yoktu. Kurgu geleneğinde en basit haliyle karakterlerin birbirlerine yazdıkları mektuplarla bizlere verilen iç düşünceleri bu romanda bulamamak, Joyce, Proust ve onları takip eden meslektaşları gibi okuyucuyu bilincin derinliklerinde dolaştıran yazarlara alışmışken gözüme büyük bir eksiklik gibi göründü. Oysa Bradbury &#8220;yüzeyde kalarak&#8221; Lodge&#8217;ın ilgisini çekmişti. Bugün <em>The History Man</em> hakkında yazmamın tek sebebi tam da bu yaptığıydı.</p>
<p>Howard Kirk, <em>The Defeat of Privacy</em>&#8216;de kendine özgülük diye bir şeyin olamayacağını savunuyor. Bradbury de tüm roman boyunca derine inmeyerek bu anti-humanist tezin doğru olabileceği bir dünyayı bize sunmaya çalışıyor. Öykü çoğunlukla Howard&#8217;ın gözünden anlatılsa da yüzeyde olma hali sebebiyle Howard&#8217;ı bile tam olarak anlayamıyor ve yargılayamıyoruz (çünkü Howard&#8217;ın içinde &#8220;kendisi&#8221; olamaz).</p>
<p>Karakterlerin derinlemesine psikolojik analizlerinin bulunmadığı <em>The History Man</em> diyaloglardan ve betimlemelerden oluşuyor. Bradbury, betimlemelerde de yüzeyden ayrılmamaya çok dikkat etmiş. Kirk&#8217;lerin evinin dekorunu, öğrencilerin ve fakülte çalışanlarının seminer veya partilerdeki davranışlarının sadece &#8220;dışarıdan&#8221; algılanışını detaylı bir şekilde anlatmış. Diyaloglarda ise taraflardan hiçbiri kayrılmıyor. Zaman geçiyor ve karakterlerimiz bilinmez bir geleceğe doğru tüm derinliksizlikleriyle ilerliyorlar.</p>
<p>Eserin bu şekilde yazılmış olması okuyucu üzerinde ister istemez komik bir etki de bırakıyor. Örneğin, Howard&#8217;ın meslektaşı Flora ile olan yatak sahnesinde taraflardan en az birinde duygu ve heyecan olmasını beklerken tam tersi bir durumla karşılaşıyoruz: İkili cinsel ilişki sırasında Howard ve eşi Barbara&#8217;nın evlilikleriyle ilgili sohbet ediyorlar. Howard ve Flora&#8217;nın konuşmasındaki git gellerde de komiklikler var. Howard, eşinin kendisinin &#8220;sahte ve hatalı bir adam&#8221; olduğunu düşündüğünü açıkladığında Flora&#8217;nın tepkisi beklenmedik bir şekilde &#8220;çok hoş omuzların var&#8221; oluyor. Konuşma bu yöne doğru kayarken Bradbury&#8217;nin biz okuyuculardan kısa bir an bile olsa Howard&#8217;ın gerçekten sahte ve hatalı bir insan olup olmadığını düşünmemizi beklediğini zannediyorum. Ama o kadar yüzeydeyiz ki sevgili Bradbury, bir türlü karar veremiyoruz ve bu kararsızlığımız ile de haftayı sonlandırıyoruz.</p>
<p>Bir sonraki haftanın konusunun ne olacağıyla ilgili gene fikrim yok. Özellikle tercih ettiğiniz bir konu varsa duymak isterim. Eğer yoksa belki de aşağıdaki hanım kızımızı güldürmeyi devam edeceğimiz bir hafta olur. Kim bilir?</p>
<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/one-book-after-another.gif"><img class="aligncenter size-full wp-image-1379" title="one book after another" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/04/one-book-after-another.gif" alt="" width="499" height="344" /></a></p>
<p><span style="color: #888888; font-size: .65em;">* Resimleri </span><a href="http://fuckyeahbookarts.tumblr.com/post/12369490765" target="_blank"><span style="color: #888888; font-size: .65em;">buradan</span></a><span style="color: #888888; font-size: .65em;"> ve </span><a href="http://thomerama.tumblr.com/post/17611202447/iwdrm-oh-i-lie-now-and-then-sometimes-id" target="_blank"><span style="color: #888888; font-size: .65em;">buradan</span></a><span style="color: #888888; font-size: .65em;"> aldım. Onların nereden aldıklarını ise bilemiyorum. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1374</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Wes</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1324</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1324#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 05:58:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Wes Anderson]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1324</guid>
		<description><![CDATA[Üzerimde üniversitenin ilk günleri nostaljisi yaratan nadir şeylerden biri Wes Anderson ve onun filmleridir. Bu filmleri düşünürken kendimi hep o günlerin halinde, tavrında hissederim. Geçenlerde konuşurken bir yakınım Anderson ile ilgili &#8220;aynı konuyu aynı kadroyla farklı filmlerde anlatan adam&#8221; dedi. Sanırım benim tüm filmleriyle ilgili geçmişte kalmış bir zamanın hassasiyetini duymamın sebebi de bu. Ocak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üzerimde üniversitenin ilk günleri nostaljisi yaratan nadir şeylerden biri Wes Anderson ve onun filmleridir. Bu filmleri düşünürken kendimi hep o günlerin halinde, tavrında hissederim.</p>
<p>Geçenlerde konuşurken bir yakınım Anderson ile ilgili &#8220;aynı konuyu aynı kadroyla farklı filmlerde anlatan adam&#8221; dedi. Sanırım benim tüm filmleriyle ilgili geçmişte kalmış bir zamanın hassasiyetini duymamın sebebi de bu.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/them.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1331" title="them" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/them.jpg" alt="" width="520" height="469" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Ocak başında yeni filmi Moonrise Kingdom&#8217;ın <a href="http://www.youtube.com/watch?v=eP0QJ_Ba1Bs" target="_blank">ilk trailer&#8217;ı</a> yayınlandı. Biz bazı zamanlarda, tüm aynılıklarına rağmen yönetmenin filmlerini en sevdiğimizden başlayarak listelemeye çalışırız. Siz de kendi listenizi paylaşmak ister misiniz? Peki, favori karakter sıralamanız var mı?</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/wes-anderson.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1329" title="wes anderson" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/03/wes-anderson.jpg" alt="" width="561" height="389" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1324</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geçen hafta</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1230</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1230#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 13:18:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlerin getirdikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1230</guid>
		<description><![CDATA[Bir süredir Internet ve onu kullanımım ile ilgili soru soran insanlara tek bir cevabım oluyor: &#8220;Ben artık Internet&#8217;i okumuyorum sadece resimlerine bakıyorum.&#8221; Bu cümlemde az da olsa kendime haksızlık etsem de çoğunlukla haklıyım. Bu Cuma gününde sizlerle geçen hafta Internet dünyasında gözüme takılan birkaç şeyi paylaşmak istiyorum. Senelerin bizleri Cuma&#8217;yı iple çeken &#8220;o insanlar&#8221; haline [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/02/woody-allen.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1232" title="woody allen" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/02/woody-allen.jpg" alt="" width="500" height="494" /></a></p>
<p>Bir süredir Internet ve onu kullanımım ile ilgili soru soran insanlara tek bir cevabım oluyor: &#8220;Ben artık Internet&#8217;i okumuyorum <a href="http://poorlydrawnlines.com/comic/when-its-cold/" target="_blank">sadece resimlerine bakıyorum</a>.&#8221; Bu cümlemde az da olsa kendime haksızlık etsem de çoğunlukla haklıyım. Bu Cuma gününde sizlerle geçen hafta Internet dünyasında gözüme takılan birkaç şeyi paylaşmak istiyorum. Senelerin bizleri Cuma&#8217;yı iple çeken &#8220;o insanlar&#8221; haline getirmesi sizi de üzüyor mu? Ben biraz üzülüyorum. Sonra geçiyor.</p>
<p><strong>*</strong> İlk fotoğraf ortaya çıkalı aylar olmuştu ama artık Martin Freeman&#8217;ın <a href="http://29.media.tumblr.com/tumblr_lxru6x7F521r36uq7o1_500.gif" target="_blank">Bilbo Baggins halleri</a> her yerde karşımızda. Sizce Martin, Bilbo olabilmiş mi?<br />
<strong>*</strong> <a href="http://tumblr.tastefullyoffensive.com/post/14480989527/relationships" target="_blank">Bu fikir</a> kimi zaman bana çok doğru geliyor.<br />
<strong>*</strong> Salinger&#8217;ın<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gen%C3%A7ler" target="_blank"> yayınlanan ilk hikâyesi</a> ile ilgili bir madde.<br />
<strong>*</strong> Hiçbiriniz <a href="http://guzelonlu.com/berber/wp-content/uploads/2012/01/banner.jpg" target="_blank">günün aslan berberinin yeni banner&#8217;ını</a> beğenmedi mi? Oysa bence çok güzel. Neden övgü cümlelerini duyamıyorum? (orijinal hali de <a href="http://www.snippetandink.com/wp-content/uploads/2011/09/32.jpg" target="_blank">burada</a>)<br />
<strong>*</strong> <a href="http://28.media.tumblr.com/tumblr_ltzbl2H0sp1qagaaso1_500.jpg" target="_blank">Buna</a> sessizce güldüm.<br />
* Bu kitabın kapağı <a href="http://www.amazon.com/Selected-Letters-Robert-Louis-Stevenson/dp/0300091249/ref=sr_1_1?s=books&amp;ie=UTF8&amp;qid=1329482288&amp;sr=1-1" target="_blank">tam da olması gerektiği gibi</a>. Değil mi?<br />
<strong>*</strong> Richard Cheese olsa şöyle derdi: &#8220;<a href="http://drunkxabi.tumblr.com/post/17474744393/75-ugliest-dudes-ive-ever-seen-academy-award-r" target="_blank">Here&#8217;s one for the ladies.</a>&#8221;<br />
* Bored to Death <a href="http://s3.amazonaws.com/data.tumblr.com/tumblr_lwilk4mn5y1qzoaqio1_1280.jpg?AWSAccessKeyId=AKIAJ6IHWSU3BX3X7X3Q&amp;Expires=1330148266&amp;Signature=iHKyoa5iSevTtcxGvZZIJkcZzMg%3D" target="_blank">iptal olmuş</a>.<br />
* Hayat bazı günler  <a href="http://26.media.tumblr.com/tumblr_loorkaux8u1qdaubuo1_500.gif" target="_blank">şöyle</a>, bazen ise <a href="http://29.media.tumblr.com/tumblr_lxnervKI1H1qzep1ro1_500.jpg" target="_blank">böyle</a>. Siz ne düşünüyorsunuz?</p>
<p>&#8220;Yaşasın Cuma!&#8221; diyerek sizlere veda ediyorum. Sevgililerle.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1230</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>20. hafta: Burgess ve fikirler</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1108</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1108#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Jan 2012 21:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Proje: David Lodge]]></category>
		<category><![CDATA[A Clockwork Orange]]></category>
		<category><![CDATA[Anthony Burgess]]></category>
		<category><![CDATA[David Lodge]]></category>
		<category><![CDATA[Otomatik Portakal]]></category>
		<category><![CDATA[The Art of Fiction]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1108</guid>
		<description><![CDATA[Bu da nedir diyenler için şurada bir açıklama var. &#8220;Mevzu fikirler ise neden Anthony Burgess? Neden Otomatik Portakal?&#8221; diye defterime yazalı ne kadar zaman olduğunu size asla söylemeyeceğim. Ama açıklamaktan utandığıma göre sürenin uzunluğunu tahmin edebilirsiniz. Fikirlerden oluşan bir roman (novel of ideas ~ roman à thèse) için karakterlerin yemek yedikleri, içki içtikleri veya flört [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Bu da nedir diyenler için <a href="http://guzelonlu.com/blog/?p=312" target="_blank">şurada</a> bir açıklama var.</p></blockquote>
<p>&#8220;Mevzu fikirler ise neden Anthony Burgess? Neden <em>Otomatik Portakal</em>?&#8221; diye defterime yazalı ne kadar zaman olduğunu size asla söylemeyeceğim. Ama açıklamaktan utandığıma göre sürenin uzunluğunu tahmin edebilirsiniz. Fikirlerden oluşan bir roman (novel of ideas ~ roman à thèse) için karakterlerin yemek yedikleri, içki içtikleri veya flört ettikleri anların arasında birbirleriyle felsefi soruları tartıştığı ya da bireysel olarak düşündükleri romanlara verilen isim dersek üç aşağı beş yukarı da olsa doğruyu söylemiş oluruz. Bu eserlerin enerjisinin asıl kaynağı fikirlerdir ve bu fikirler eserdeki tüm duyguları, ahlaki seçimleri ve kişisel ilişkileri yönetir ve şekillendirirler. Bu tarzın çıkış noktası Plato&#8217;nun <em>Diyalog</em>&#8216;larına kadar uzanır.</p>
<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/she-reads.gif"><img class="aligncenter size-full wp-image-1154" title="she reads" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/she-reads.gif" alt="" width="500" height="235" /></a></p>
<p>Dikkat ettiyseniz biraz önce &#8220;Roman à thèse&#8221; diyerek konumuzun Fransızca ismini de andım. Bu anışımda terimi ortaya atanların Fransızlar olması önemli rol oynuyor. Fikirleri tartışan romanların ana vatanının 17. yüzyıldan sonra devrim yaşamamış bir topluma sahip olan İngiltere değil de kıta Avrupa&#8217;sının olması çok da garip değil aslında. İngiltere&#8217;de bir Dostoyevski&#8217;nin ya da Thomas Mann&#8217;ın veyahut Jean Paul Sartre&#8217;ın karşılığı yok. Ülkede bu isimlere en çok yaklaşan kişi örneğin <em>Women in Love</em> ile D. H. Lawrence olmuş -ki bu projede okuduğumuz için çok da iyi bildiğimiz üzere bu romandaki fikirler fena halde kişiseldir. Gene İngiltere&#8217;de 19. yüzyılda dönemin modası tartışma konularından katoliklik, anglikanizm hakkında yüzlerce kitap yazılmış. Bu romanlar sahip oldukları düşük edebi değer ve bol melodramı bir tarafa bırakacak olursak &#8220;fikirlerde&#8221; evrenselliği yakalayamadıkları için unutulup gitmişler (Oysa Dostoyevski bugün hâlâ Dostoyevski).</p>
<p>İngiliz yazarlar ve &#8220;fikirler&#8221; ancak iki durumda bir araya geldiklerinde başarılı olabilmiş: Birincisi komik ya da satirik romanlarda, ikincisi ise distopya/ütopyayı konu alan fantezi eserlerde. Gelecek haftalarda hakkında konuşacağımız Malcolm Bradbury&#8217;nin <em>History Man</em>&#8216;i birinci türe örnek olarak gösterilebilir. Anthony Burgess&#8217;in <em>Otomatik Portakal</em>&#8216;ı ise distopyayı konu edinmiş romanların en önemlilerinden biri.</p>
<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/korova-milk-bar.gif"><img class="aligncenter size-full wp-image-1155" title="korova milk bar" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/korova-milk-bar.gif" alt="" width="500" height="324" /></a></p>
<p>Burgess otobiyografisinde bu ünlü romanında 1960&#8242;lardaki genç İngiliz holiganların kendisine esin kaynağı olduğunu açıklamış. Yazma amacı medeni bir toplumun etik standartlarından taviz vermeden kendisini anarşik bir vahşetten nasıl koruyabileceğini kurgulamak istemesiymiş. Eserde (eminim hepinizin bildiği üzere) seks ve vahşet suçları işleyen genç serseri Alex&#8217;in hapishaneden kurtulmak için Pavlov-vari bir terapiye katılmayı kabul etmesi anlatılır. <em>Otomatik Portakal</em> tıpkı kendisiyle benzer örnekler olan George Orwell&#8217;in <em>1984</em>&#8216;ü, William Morris&#8217;in <em>News From Nowhere</em>&#8216;i gibi gelecekte geçer. Böylece Burgess toplumsal gerçekçiliğin limitlerinden kendini kurtarmıştır. Burgess&#8217;in romandaki bir diğer zekice hamlesi önceki haftalarda işlediğimiz <a href="http://guzelonlu.com/blog/?p=462" target="_blank">Teenage Skaz</a>&#8216;ı Alex&#8217;in üzerinde başarıyla uygulamasıdır. Alex Rusça&#8217;dan devşirme farklı bir dil kullanır. Bu şekildeki dil kullanımı okuyucunun anlatılan dehşet verici aksiyonlardan iğrenmesini engeller ve okuyucu tartışılan fikre odaklanabilir.</p>
<p>Özgür iradenin ortaya çıkarabileceği kötülükleri engellemek için özgür iradenin bilimsel koşullandırmalarla sanal olarak imha edilmesinin daha kötücül bir şey olup olmadığını kitabında tartışan Burgess hem yazdığı dönemde hem de günümüzde hâlâ çok konuşulan bir eser ortaya çıkartabildi. Bu da bahsettiği fikirlerde evrenselliği yakalayabildiğinin bir kanıtı olsa gerek. Stanley Kubrick&#8217;in bu romana neler yaptığı ise takdir edersiniz ki başka bir yazının konusu olacak kadar geniş bir mevzu, ayrıca konuşuruz.</p>
<p>Gelecek hafta hazır konusu açılmışken <em>History Man</em>&#8216;i mi aradan çıkartsam yoksa planladığım gibi <em>Lucky Jim</em>&#8216;le mi devam etsem karar veremedim. Siz olsanız hangisini seçerdiniz?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1108</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Film Maratonu</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1164</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1164#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2012 11:38:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlerin getirdikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1164</guid>
		<description><![CDATA[Bir önceki yazıyı hazırlarken fark ettim ki geçen sene izlemeyi planladığım birçok yeni filmi vakitsizliğime ya da tembelliğime kurban vermişim. Listenin uzunluğu beni o kadar üzdü ki kendi kendime &#8220;challenge accepted!&#8221; dedim ve bir haftalık film maratonu düzenlemeye karar verdim. İlk aşama için de aşağıdaki 2010/2011 yapımı filmleri seçtim. Maratona 11 Ocak 2012 Çarşamba sabahı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/?p=1119" target="_blank">Bir önceki yazıyı</a> hazırlarken fark ettim ki geçen sene izlemeyi planladığım birçok yeni filmi vakitsizliğime ya da tembelliğime kurban vermişim. Listenin uzunluğu beni o kadar üzdü ki kendi kendime &#8220;challenge accepted!&#8221; dedim ve bir haftalık film maratonu düzenlemeye karar verdim. İlk aşama için de aşağıdaki 2010/2011 yapımı filmleri seçtim.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/movie-challenge.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1144" title="movie-challenge" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/movie-challenge.jpg" alt="" width="502" height="565" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Maratona 11 Ocak 2012  Çarşamba sabahı başlamayı ve 18 Ocak 2012 Çarşamba akşamı bitirmeyi  planlıyorum. Bu post üzerinde aşağıdaki alanda güncellemeler yaparak  sizleri son durumdan haberdar edeceğim (çünkü çok merak edeceğinizi biliyorum).</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.imdb.com/title/tt1588895/" target="_blank">Loong Boonmee raleuk chat</a><br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt1441326/" target="_blank">Martha Marcy May Marlene</a><br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt1242460/" target="_blank">We Need to Talk About Kevin</a><br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt0478304/" target="_blank">The Tree of Life</a><br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt0780504/" target="_blank">Drive</a><br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt1518812/" target="_blank">Meek&#8217;s Cutoff</a><br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt1527186/" target="_blank">Melancholia</a><br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt1740047/" target="_blank">The Trip</a><br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt1229822/" target="_blank">Jane Eyre</a><br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt1832382/" target="_blank">A Separation</a><br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt1512235/" target="_blank">SUPER</a><br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt1621444/" target="_blank">Bill Cunningham New York</a></p>
<p style="text-align: left;">Aranızda bir ya da birkaç filmle de olsa bana katılmak isteyen var mı?</p>
<p style="text-align: left;"><strong>16 Ocak 2012 Güncellemesi: </strong>Projemde planlarımın gerisinde kaldığımı üzülerek bildiriyorum. Şu ana kadar yedi film izleyebildim: Drive, Martha Marcy May Marlene, Bill Cunnigham New York, Super, The Trip, The Tree of Life ve Meek&#8217;s Cutoff. Çarşamba gününe kadar en iyi ihtimalle üç film daha izleyebileceğim. Bunların da Loong Boonmee raleuk chat, Jane Eyre ve Melancholia olacağına dair içimde bir his var. Bu üç filmi de tehlikeye atmamak için şimdiden Cuma&#8217;ya uzatma ihtimalini konuşmaya başlamak istemiyorum. <a href="http://www.imdb.com/title/tt1588895/" target="_blank"></a></p>
<p style="text-align: left;"><strong>25 Ocak 2012 Güncellemesi: </strong>Geçen sürede listeme Melancholia ve Jane Eyre&#8217;ı ekledim. Diğer filmleri birlikte izlemek için bazı arkadaşlara söz verdiğimden beklemedeyim.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Mart güncellemesi: </strong>Güncellemeyi unutmuş olsam da önce Uncle&#8217;ı sonra We Need to Talk About Kevin&#8217;ı izledim. Beni ulaşmak ve izlemek konusunda en zorlayan film olan A Separation&#8217;ı da izlememle maratonum sona erdi. Finali bu filmle yapmam iyi oldu. Yarış havası yaratmak istemem ama bence listenin en iyisiydi. Şimdi yeni bir maraton planım var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1164</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2011</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1119</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1119#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Jan 2012 08:13:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf çektim]]></category>
		<category><![CDATA[Günlerin getirdikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1119</guid>
		<description><![CDATA[Aslında yıl sonlarında geçmiş senenin muhasebesini yapan insanlardan değilim. Geçen haftasonu bir arkadaşımla konuşurken 2011&#8242;i tanımlayabileceğim bir sıfat olduğunu fark ettim: 2011 benim kaybettiğim birçok eşeği bulma yılım oldu. İşte bu yüzden de sert ve yorucu geçti. Aşağıda yılın özetini çıkartmaya çalıştım. Anlık bir kararla yaptığım için önemli şeyleri unutmuş olabilirim ama madem muhasebe yapmayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında yıl sonlarında geçmiş senenin muhasebesini yapan insanlardan değilim. Geçen haftasonu bir arkadaşımla konuşurken 2011&#8242;i tanımlayabileceğim bir sıfat olduğunu fark ettim: 2011 benim kaybettiğim birçok eşeği bulma yılım oldu. İşte bu yüzden de sert ve yorucu geçti.</p>
<p>Aşağıda yılın özetini çıkartmaya çalıştım. Anlık bir kararla yaptığım için önemli şeyleri unutmuş olabilirim ama madem muhasebe yapmayan bir insanım neyi unuttuğum neden umrumda olsun diyerek bu problemi geçiştiriyorum.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/2011.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1121" title="2011" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/2011.jpg" alt="" width="554" height="558" /></a></p>
<p><span style="color: #333333;">1. 2011&#8242;de <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Diane_Arbus" target="_blank">Diane Arbus</a>&#8216;u tekrar gündemime aldım, üzerinde düşündüm.<br />
2. Bildik yerlerde kimseyle karşılaşmadan turlamayı gene çok sevdim, hep seveceğim.<br />
3. Çünkü <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/For_Esm%C3%A9_%E2%80%93_with_Love_and_Squalor" target="_blank">Esmé</a>.<br />
4. Suşi yedim, <a href="http://guzelonlu.com/berber/?p=756" target="_blank">suşiyi özledim</a>. Akşamları Bunka&#8217;yı, öğlenleri Yukatu&#8217;yı reddedemedim.<br />
5. Sevdiğim Julian Barnes&#8217;lar <a href="http://www.bbc.co.uk/news/entertainment-arts-15361273" target="_blank">sevinince</a> ben de sevinmiş sayıldım.<br />
6. Geceleri yatağımda gizlice <a href="http://www.amazon.com/Rainer-Rose-Marie-Hagen-Masterpieces-Detail/dp/3836515490/ref=sr_1_1?s=books&amp;ie=UTF8&amp;qid=1326008459&amp;sr=1-1" target="_blank"><em>Masterpieces in Detail</em></a> okudum.<br />
7. İzlediğim filmler arasında en çok <a href="http://www.imdb.com/title/tt1827487/" target="_blank"><em>Bir Zamanlar Anadolu&#8217;da</em></a>&#8216;yı beğendim. Hatta çok beğendim.<br />
8. Haydarpaşa&#8217;ya gereken önemi gösterdim.<br />
9. <a href="http://www.imdb.com/title/tt0290978/" target="_blank">İngiliz versiyonunu</a> izlerken çektiğim acıyı sevdiğim<a href="http://www.imdb.com/title/tt0386676/" target="_blank"> <em>The Office</em></a>&#8216;e Amerikalıların ne yaptığını gördüm. Michael Scott&#8217;ı geç tanıdım, erken kaybettim.</span></p>
<p><span style="color: #333333;">Geçen seneyle ilgili üç fotoğrafla bu yazıyı sonlandırmak niyetindeyim. İlki aslında bir serinin elemanı. Kendi Gerhard Richter&#8217;lerimi çekip bunları Çağatay&#8217;a 5 milyon dolara satmayı planlarken şans eseri ortaya çıktı. </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #333333;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/yolda.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1129" title="yolda" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/yolda.jpg" alt="" width="556" height="418" /></a></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #333333;">Edvard Munch&#8217;un kamerayla yaptıkları hoşuma gitti. Hoşuma gittiği anı ölümsüzleştirmek istedim. </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #333333;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/munch.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1132" title="munch" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/munch.jpg" alt="" width="536" height="341" /></a></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #333333;">Kimseyle paylaşmadığım, tuhaf saplantılarımdan biri Paris&#8217;i seven ABD&#8217;li kadınların Paris fotoğraflarıdır. Sevgileri ve bu sevgilerinin fotoğraflarına yansımasındaki aynılığı o kadar acayip buluyorum ki saatlerce bu insanların fotoğrafları arasında vakit geçirebiliyorum. Bu sıradanlığa erişebilmek için benzer fotoğraflar çekmeye çalışmadığımı da zannetmeyin. Ne kadar eğreti sonuçlar aldığımı tahmin bile edemezsiniz. O yüzden artık denemiyorum. Onun yerine size aşağıdaki &#8220;benimPembeParisim&#8221; isimli fotoğrafı sunayım. Bu da benim Paris sevgimin ifadesi olsun. </span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #333333;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/from-pompidou.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1421" title="from pompidou" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/from-pompidou.jpg" alt="" width="527" height="394" /></a><br />
</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #333333;"> </span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #333333;">Bu sene buralarda daha fazla olmayı planlıyorum. Ama yeni yılda yeni planlar yapabilen insanlardan da olmadığımdan söz vermiyorum. Sevgilililerle.<br />
</span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #333333;"><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1119</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derken</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1112</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1112#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2011 22:12:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf çektim]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Ortaçgil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1112</guid>
		<description><![CDATA[Dört bilemedin beş senede bir aklımdan Bülent Ortaçgil&#8217;i canlı dinlemek geçer. Bu fotoğraf bir önceki geçişin hatırası. Ortaçgil mahallede konser verince kalkıp gitmiştik. Çağatay&#8217;dan Fed 5&#8242;i yeni aldığım günlerdi. Sonucun ne olacağını kestiremeden fırsatını bulduğum her an kullanıyordum. İlk filmden çıkan en sevdiğim fotoğraflardan biri bu olmuştu. Yırtıkları özellikle seviyorum. Konsere katılım kısıtlı olduğundan misafir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/12/bulent_ortacgil.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1113" title="bulent_ortacgil" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/12/bulent_ortacgil.jpg" alt="" width="405" height="603" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Dört bilemedin beş senede bir aklımdan Bülent Ortaçgil&#8217;i canlı dinlemek geçer. Bu fotoğraf bir önceki geçişin hatırası. Ortaçgil mahallede konser verince kalkıp gitmiştik. Çağatay&#8217;dan Fed 5&#8242;i yeni aldığım günlerdi. Sonucun ne olacağını kestiremeden fırsatını bulduğum her an kullanıyordum. İlk filmden çıkan en sevdiğim fotoğraflardan biri bu olmuştu. Yırtıkları özellikle seviyorum.</p>
<p style="text-align: left;">Konsere katılım kısıtlı olduğundan misafir odasında gibiydik. Ön sıralarda oturan bir beyefendi King Crimson&#8217;dan istek yapmıştı. Çalmayacaklarından o kadar emindim ki Ortaçgil kısa bir tereddüt yaşayınca tarihi bir ana tanıklık edeceğimi zannedip heyecanlandım. King Crimson çalmadılar.</p>
<p style="text-align: left;">Bu akşam o konseri düşündüğümde sahnenin tam da bu fotoğraftaki gibi olduğuna eminim. Yırtıklar dahil&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1112</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>19. hafta: Brontë ve alışkanlığı kırmak</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1088</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1088#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Oct 2011 18:56:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Proje: David Lodge]]></category>
		<category><![CDATA[Charlotte Brontë]]></category>
		<category><![CDATA[David Lodge]]></category>
		<category><![CDATA[Defamiliarization]]></category>
		<category><![CDATA[Rus Biçimciliği]]></category>
		<category><![CDATA[The Art of Fiction]]></category>
		<category><![CDATA[Villette]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1088</guid>
		<description><![CDATA[Bu da nedir diyenler için şurada bir açıklama var. David Lodge ve The Art of Fiction projemi bırakmamın/ara vermemin ana sebebi İngiliz yazarlar okumaktan sıkılmamdı. Fakat geçen sürede onların yerine daha iyilerini koyamadığımı fark ettim. Özellikle bu yaz okuduğum tüm romanların Hollywood yıldızlarının başrol oynadığı filmlerinin çekildiğini görünce yanlış yolda olduğuma kesinlikle emin olup David [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Bu da nedir diyenler için <a href="http://guzelonlu.com/blog/?p=312" target="_blank">şurada</a> bir açıklama var.</p></blockquote>
<p>David Lodge ve <em>The Art of Fiction</em> projemi bırakmamın/ara vermemin ana sebebi İngiliz yazarlar okumaktan sıkılmamdı. Fakat geçen sürede onların yerine daha iyilerini koyamadığımı fark ettim. Özellikle bu yaz okuduğum tüm romanların Hollywood yıldızlarının başrol oynadığı filmlerinin çekildiğini görünce yanlış yolda olduğuma kesinlikle emin olup David Lodgecığıma geri dönmeye karar verdim. Bu kararı vermemin üzerinden aylar geçti. Fakat ancak bu akşam Charlotte Brontë ve onun ilk kez bu proje için okuduğum romanı <em>Villette</em> ile geri dönüşümü kutlayabiliyorum.</p>
<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/10/bu-cocuk-okuyor.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1096" title="bu cocuk okuyor" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/10/bu-cocuk-okuyor.jpg" alt="" width="334" height="500" /></a></p>
<p>Konuya geçmeden önce Brontë kardeşler ile ilgili itiraflarımı da dinleyin lütfen: Açıkçası kız kardeşlerle aram pek iyi değildir. Niyetim kötülemek değil ama yazdıkları hiçbir şeyin &#8220;bana göre olmadığını&#8221; söyleyerek durumu geçiştirebilirim belki. Bu durumun görebildiğim iki sebebi var. Birincisi karakterlerde kurguyla doğru şekilde beslenemediğine inandığım ve katlanamadığım bir kabalığın olması. İkincisi ise bunu nasıl başardıklarını bilmiyorum ama Brontë&#8217;lerin romanlarını okurken bazen neler olup bittiğini hiç anlamıyorum. Daha doğrusu ben bambaşka bir şey oluyormuş zannederken sayfalar geçtikten sonra okuduğum her cümleden yanlış bir anlam çıkardığımı fark ediyorum. Bu kadar açık bir dil kullanıp her seferinde bana bunu yapmayı nasıl başardıkları yaşamımdaki büyük gizemlerden biri.</p>
<p>David Lodge&#8217;ın &#8220;<em>Defamiliarization</em>&#8221; diye başlık attığı makalesini ilk gördüğümde bu gizemin çözüleceğine inandım ama yanılmışım. <em>Defamiliarization,</em> Rusça <em>ostranenie</em> kelimesinin karşılığı. Bizde bir karşılığı var mıdır diye sözlüğe sordum: &#8220;Alışkanlıkları kırmak&#8221; dedi. <em>Ostranenie </em>kelimesini ortaya ilk kez Rus biçimciler atmış. Kısaca diyorlar ki: Bizler dış dünyada olanları bir süre sonra kanıksar ve onları farklı şekilde görememeye başlarız. Edebi eserler (özellikle de şiir) bu kanıksamamızı kendine özgü yapısı ve diliyle kırar ve alıştıklarımızı farklı şekilde görmemizi sağlar. Bu konuyla ilgili 1917 yılında Victor Shlovsky&#8217;nin yayınlandığı makalede örnek olarak Tolstoy&#8217;un okuyucunun alışkanlığını kırdığı bir paragraf verilmiş. Bu paragrafta Tolstoy, klasik bir operada sahne üzerinde olanları, operanın ne olduğu hakkında fikri olmayan birinin ağzından anlatmış. Böylece opera izleyicisi de olan okurlarının çoktan kabullendikleri bir konuya farklı bir açıdan bakmış olmuş.</p>
<p>Tolstoy bu işi nerede yapmış hatırlamadım ama <em>Villette</em>&#8216;te de çok benzer bir sahne var. Kahramanımız Lucy Snowe para kazanmak için Avrupa&#8217;nın sayılı başkentlerinden biri olan Villette&#8217;e (Brüksel) geliyor. Burada bir kızlar okulunda çalışmaya başlıyor. Derken günlerden bir gün bir resim sergisine gidiyor. Daha önce resim sergisi gezmemiş Lucy büyük bir tablo ile karşılaşıyor ve Brontë bu tabloyu bize Lucy&#8217;nin gözlerinden tasvir ediyor. Bu eser klasik dönem bir kadın betimlemesi ve devrine ait akımın tüm özellikleri taşıyor. Bu yüzden görsel sanatlarla biraz ilgili bir okur bu resime ait tüm detayları alışkanlıkla kabullenecek ve sorgulamayacaktır. Oysa Lucy, tabloyu öyle bir anlatıyor ki okurun aklına birden Rönesans&#8217;ın tüm kendine özgü yanlarına &#8220;Neden?&#8221; sorusunu yöneltmek geliyor (&#8220;kadın neden çıplak?&#8221;, &#8220;neden insan boyutlarından çok daha büyük çizilmiş?&#8221;, &#8220;neden bazı nesneler sağa sola dağılmış?&#8221;).</p>
<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/10/cocuk-okuyor.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1097" title="cocuk-okuyor" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/10/cocuk-okuyor.jpg" alt="" width="299" height="448" /></a></p>
<p>Her ne kadar içimde yazarının alışkanlıkları kırmak gibi bir planı olmadığına dair çok güçlü hisler olsa da Charlotte Brontë, güçlü feminist öğeler taşıdığı kabul edilen <em>Villette</em>&#8216;inde bu işi David Lodge&#8217;ın ilgisini çekecek kadar iyi yapmayı başarmış.</p>
<p>Böylece bu haftayı tamamlayıp elecek haftaya yelken açıyoruz. Yeni konumuz ve yazarımız bu sefer sürpriz olsun. Çünkü henüz ben de bilmiyorum.</p>
<p><span style="color: gray; font-size: xx-small;">[1] Fotoğraflar <a href="http://www.flickr.com/photos/mrsnoah1/" target="_blank">şuradan</a> ve <a href="http://www.flickr.com/photos/20924724@N05/" target="_blank">şuradan</a>.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1088</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prens</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1075</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1075#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Oct 2011 14:27:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf çektim]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Kısa]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük benzetmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Caspar David Friedrich]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Prens]]></category>
		<category><![CDATA[Little Prince]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1075</guid>
		<description><![CDATA[Son dönemde Küçük Prens ile ilgili kendimi çok baskı altında hissediyorum. Tanıdığım ya da tanımadığım pek çok insandan Küçük Prens&#8217;in çocukluklarından itibaren kendilerini ne kadar etkilediğini duydum/okudum. Bir süredir &#8220;küçük prens kadını&#8221; diye bir kavramın varolduğuna kesinlikle inanıyorum. İşin benim adıma ilginç tarafı ise şu: Ben bu kitabı hiç okumadım. Daha da ilginci ise şu: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Son dönemde Küçük Prens ile ilgili kendimi çok baskı altında hissediyorum. Tanıdığım ya da tanımadığım pek çok insandan Küçük Prens&#8217;in çocukluklarından itibaren kendilerini ne kadar etkilediğini duydum/okudum. Bir süredir &#8220;küçük prens kadını&#8221; diye bir kavramın varolduğuna kesinlikle inanıyorum. İşin benim adıma ilginç tarafı ise şu: Ben bu kitabı hiç okumadım. Daha da ilginci ise şu: Bu kitabı okumak için hiçbir zaman bir istek duymadım.</p>
<p style="text-align: left;">Hayatta küçük prens kadınlarına karşı bir cevabım olmadığını düşünmeyin, lütfen. Muzaffer İzgü ve çocukluğumda içinden çıkmadığım halk kütüphanesi sağolsun. Bence ben bir Ökkeş kadınıyım. Bu-baa! ﻿﻿<a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/10/le_petit_prince.jpg"></a></p>
<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/10/le_petit_prince.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1078" title="OLYMPUS DIGITAL CAMERA" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/10/le_petit_prince.jpg" alt="" width="412" height="295" /></a></p>
<p>Elbette ki bir Ökkeş kadını olmam Küçük Prens ürünlerindeki küçük göndermeleri yakalamama engel değil. Aksine, gerçek bir Ökkeş kadını gibi güç, performans, kapasite ve dikkate sahibim. Bundan olsa gerek geçenlerde karıştırdığım Küçük Prens kitabındaki bu ufaklığı da kaçırmadım. Ökkeş&#8217;in yeni baskılarına deniz kenarında duran keşiş gibi giyinmiş kahramanımızın uzaktan çizilmiş bir resminin eklenmesi konusundaki çalışmalarım tüm hızıyla sürüyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/10/küçük-prens.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1080" title="küçük-prens" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/10/küçük-prens.jpg" alt="" width="523" height="393" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1075</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1054</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1054#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 03:15:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf çektim]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1054</guid>
		<description><![CDATA[Bu yaz tatile çıkamayacağım bir yoğunlukta geçip giderken kısa da olsa ara vermenin iyi olacağına karar verdim. Son anda yapılmış planlardan medet ummam. Ama bu seferki o kadar güzeldi ki hiç bitmesin istedim. Yanıma kimbilir hangi yazar kimbilir hangi makalesinde kısacık bahsettiği ya da neden takip ettiğimi bile unuttuğum Brooklynli blog yazarının öve öve biteremediği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yaz tatile çıkamayacağım bir yoğunlukta geçip giderken kısa da olsa ara vermenin iyi olacağına karar verdim. Son anda yapılmış planlardan medet ummam. Ama bu seferki o kadar güzeldi ki hiç bitmesin istedim. Yanıma kimbilir hangi yazar kimbilir hangi makalesinde kısacık bahsettiği ya da neden takip ettiğimi bile unuttuğum Brooklynli blog yazarının öve öve biteremediği gibi gereksiz sebeplerle edindiğim bir grup kitabı da alıp yola çıktım. Neredeyse tüm tatilimi kitap okuyarak geçirdim. Aşağıda fırsat bulup da kafamı yukarı kaldırdığımda gördüğüm hoş bir detayı sizinle paylaşmak isterim.</p>
<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/09/duvar.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1059" title="duvar" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/09/duvar.jpg" alt="" width="510" height="383" /></a></p>
<p>Tatildeki bir diğer eğlencem ise adeta küçük bir Kertészmişcesine suyun yarattığı distorsiyonları fotoğraflamaya çalışmak oldu. Size daha önce hiç söylemedim ama ben André  Kertész&#8217;i insan olarak da çok seviyorum (önce insan!). Bu tuhaf sevgim aşağıdaki rezilliğimi affettirebilir mi sizce?</p>
<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/09/distortion.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1057" title="distortion" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/09/distortion.jpg" alt="" width="509" height="380" /></a></p>
<p>Bilirsiniz çok sosyal bir insan olarak tanınırım. Bu tatilde de boş durmadım ve yeni dostlar edindim. Dostlarım geceleri balkondaki havluma sarılıp uyumayı çok seviyorlardı ve sabahları onları silkelemek benim için ayrı bir keyifti.</p>
<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/09/kurbaga.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1058" title="kurbaga" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/09/kurbaga.jpg" alt="" width="456" height="341" /></a></p>
<p>Son gün aşağıdaki manzara ile karşılaşınca kendimi bir anda yeni tatil planları yaparken buldum. Sosyalliğin yanı sıra her zaman büyük hedefleri olan bir insan olarak dünyanın en sessiz noktasındaki o havuzun kenarında günlerce yatmayı kafaya koydum.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/09/otel.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1060" title="otel" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/09/otel.jpg" alt="" width="510" height="383" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1054</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son zamanlarda</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1044</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1044#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jul 2011 20:52:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlerin getirdikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1044</guid>
		<description><![CDATA[Sizin de başınıza geliyor mu bilmiyorum ama benim sık sık yaşadığım bir durum var. Nerden ve ne sebepten çıktığını anlayamadığım bir konuya günlerce kafa yorabiliyorum. Buna bir isim de taktım: Dünya üzerinde başka kimsenin umrunda olmayan kişisel gündemim. Onlar uğruna mezarlıklar ziyaret ediyor, kütüphanelerden son 25 senedir kimsenin almadığı kitapları ödünç alıyor, ismi seneler önce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/07/not.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1045" title="not" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/07/not.jpg" alt="" width="524" height="392" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Sizin de başınıza geliyor mu bilmiyorum ama benim sık sık yaşadığım bir durum var. Nerden ve ne sebepten çıktığını anlayamadığım bir konuya günlerce kafa yorabiliyorum. Buna bir isim de taktım: Dünya üzerinde başka kimsenin umrunda olmayan kişisel gündemim. Onlar uğruna mezarlıklar ziyaret ediyor, kütüphanelerden son 25 senedir kimsenin almadığı kitapları ödünç alıyor, ismi seneler önce değişmiş sokakları/binaları bulmaya çalışıyorum.</p>
<p style="text-align: left;">Bir süre önce gene böyle bir iş için değişik tarihlerde yayınlanmış bir grup dergi siparişi verdim. Dergiler elime ulaştıktan sonra onları karıştırırken bir tanesinin içinden ufak bir kağıt düştü. Kağıdın üzerinde okuduğum anda kendimi garip hissetmeme neden olan şu satırlar yazıyordu: &#8220;Bu dergiyi bakalım ne zaman okuyacaksınız beyfendi, çok merak ediyorum. Okuduğun zaman da beni sevecek misin? Ben seni çok ama çok seviyorum&#8221;. Gerilmiştim, çünkü hiç tanımasam da iki kişi arasındaki özel bir şeyin arasına girdiğimi fark edersem gerilirim. Bu not o beyefendi dışında biri okusun diye yazılmamıştı. Üstelik üçüncü bir şahsın eline geçtiğine göre beyefendi o dergiyi büyük ihtimalle hiç okumamıştı (Emre, bu cümleyi sırf sen &#8220;ya da&#8230;&#8221; diye başlayıp alternatif binlerce ihtimal sunabilesin diye kurdum). Sanırım en çok tüm bu olaydaki liselilik beni etkiledi. Böyle ufak notlar yazıp dergi arasına sıkıştırma, küçük bir takılmanın ardından sevdiğin insanın sevgisini afacanca sorgulama, son noktayı kendi aşkını sunarak koyma ve üstelik tüm bunları ilk kez sen akıl ediyormuşsun gibi davranma bana dudaklarımı önce sola sonra sağa kaydırarak &#8220;hay allahım&#8221; dedirtti.</p>
<p style="text-align: left;">Esas sizinle paylaşmak istediğim ise aşağıdaki fotoğraf. <a href="http://twistedsifter.com/2011/05/vintage-mugshots-from-1920s-black-white/" target="_blank">1920&#8242;lerde çekilmiş bazı fotoğraflar içinde</a> karşılaştığım günden beri sık sık aklıma düşüyor. Kendimi çok kere değişik tonlarda arka arkaya &#8220;this man refused to open his eyes&#8221; derken yakalıyorum.Yatakta, duşta, vapurda, yemekte aklıma bu güzel fotoğraf geliyor ve bazen bir belgeselci, bazen bir ilkokul öğretmeni, bazen ise çizgi film karakteri gibi hemen yapıştırıyorum cümleyi: &#8220;This man refused to open his eyes&#8221;. Şu sıralar hayallerimde en çok yer kaplayan adamın gözlerini açmayı reddetme halindeki naiflik beni öldürüyor. Sizi de öldürmesi için buraya ekledim. Gene görüşeceğiz, sevgilerle.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/07/vintage-mugshots-black-and-white.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1050" title="vintage-mugshots-black-and-white" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/07/vintage-mugshots-black-and-white.jpg" alt="" width="560" height="801" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1044</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>.</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1037</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1037#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 May 2011 08:01:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[bugün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1037</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/05/nicetomeetyou.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1039" title="nice to meet you" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/05/nicetomeetyou.jpg" alt="" width="529" height="793" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1037</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>bye</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1014</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1014#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 May 2011 08:37:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf çektim]]></category>
		<category><![CDATA[Mahallede seyahat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1014</guid>
		<description><![CDATA[Go on now and say goodbye to our town, to our town. Can&#8217;t you see the sun&#8217;s setting down on our town. Goodnight.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/05/my-town.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-1016" title="my town" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/05/my-town.jpg" alt="" width="568" height="768" /></a></p>
<p style="text-align: center;">Go on now and say goodbye to our town, to our town.<br />
Can&#8217;t you see the sun&#8217;s setting down on our town.<br />
Goodnight.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1014</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>demiştim</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=1003</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=1003#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2011 14:22:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sanat Üstüne]]></category>
		<category><![CDATA[cengiz çekil]]></category>
		<category><![CDATA[MoMA]]></category>
		<category><![CDATA[on kawara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=1003</guid>
		<description><![CDATA[Ben demiştim demekten kim hoşlanmaz? Bugünlerde Cengiz Çekil ve On Kawara bir sergide buluşmamış mı? Buluşmuş. Ben dememiş miydim? Demiştim. (Bu heyecanım neden? Ben de anlamadım).]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://guzelonlu.com/blog/?p=218" target="_blank">Ben demiştim demekten kim hoşlanmaz</a>? Bugünlerde Cengiz Çekil ve On Kawara <a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/03/detay.png" target="_blank">bir sergide buluşmamış mı</a>? Buluşmuş. Ben dememiş miydim? Demiştim. (Bu heyecanım neden? Ben de anlamadım).</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/03/cengiz-cekil.png"><img class="size-full wp-image-1004  aligncenter" title="cengiz-cekil" src="http://guzelonlu.com/blog/wp-content/uploads/2011/03/cengiz-cekil.png" alt="" width="513" height="382" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=1003</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısa</title>
		<link>http://guzelonlu.com/blog/?p=997</link>
		<comments>http://guzelonlu.com/blog/?p=997#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Feb 2011 21:27:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar malik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Garip adamlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat Üstüne]]></category>
		<category><![CDATA[Gustave Moreau]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://guzelonlu.com/blog/?p=997</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandır buraya Gustave Moreau ile ilgili bir şeyler eklemek istiyorum. Bir gece, vapurun sıcak kaloriferine yaslanıp büyük heves ve heyecanla uzun bir yazı bile kaleme aldım. Fakat güzellememi bir kere daha okuyunca alkolün verdiği coşkuyla yazılmış, cümle başına binlerce sıfat düşen, senelerdir hep yanınızda yörenizde bulunmuş ama sizin yeterli ilgiyi gösterip dost olmayı atladığınız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zamandır buraya Gustave Moreau ile ilgili bir şeyler eklemek istiyorum. Bir gece, vapurun sıcak kaloriferine yaslanıp büyük heves ve heyecanla uzun bir yazı bile kaleme aldım. Fakat güzellememi bir kere daha okuyunca alkolün verdiği coşkuyla yazılmış, cümle başına binlerce sıfat düşen, senelerdir hep yanınızda yörenizde bulunmuş ama sizin yeterli ilgiyi gösterip dost olmayı atladığınız o muhteşem adamlara duyduğunuz mahcubiyetin olanca gücüyle hissedildiği, bir duygu sağanağı olarak anmaktan çekinmeyeceğim bu yazıdan (abartılı bulmakla birlikte, gizli gizli her kelimesine inanmama rağmen) eni konu utandım. Ergen gülücüklerimi bir tarafa bırakacak olursak 2010 senesinde geçirdiğim en güzel günlerden birini bana yaşatan Gustave Bey&#8217;e keşke yaşasaydı da teşekkür edebilseydim.</p>
<p>Çok beklenmedik ama modernin başlangıcının izini sürenlerin Moreau&#8217;yu atlamaması lazım. Kendi dünyasında öyle şeyler denemiş ki şaşıp kalıyorsunuz ve iddialıyım: Mevzu Moreau ise Internet hiçbir şeydir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://guzelonlu.com/blog/?feed=rss2&#038;p=997</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

