Tüm katkılarıyla

Bahar Malik

Sanat üstüne

Bir kadını tanımak (ya da tanımamak)

Ellen Andree by Felix Nadar

Bu yazıya nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Oysa anlatacak çok şeyim var. Galiba daldan dala atlayan bir yazı olmasından korkuyorum. Ama korkum bir şeye engel olamaz, bunun da farkındayım. İsterseniz her şeyin nasıl başladığını anlatarak başlayayım. Bir şeylere başladığımız anların anıları hep güzeldir ne de olsa. OKUMAYA DEVAM EDİN

Günlerin getirdikleri

Güzelonlu 7 yaşında çekilişi

Kroyer - Hip Hip HurraGüzelonlu’nun yedinci yaşı şerefine!

[Çekiliş sona ermiştir. Katılan herkese çok teşekkürler.]

Yılın doğum günü kutladığımız o günlerine geldik. Artık geleneksel sayılabilecek çekilişimizi de vakit geçirmeden yapsak iyi olacak. Ama önce duygusal bir konuşma dinlemek zorundasınız:

Yedi yıl önce ani bir kararla sadece güzel şeylerden bahsetmeye karar verip Güzelonlu’yu baştan yaratmama çok memnunum. Yaşam her geçen gün katlanılması daha zor bir hâle gelirken burada yazmak umutlarımı korumamda bana yardımcı oluyor. Umarım size de oluyordur. Geçen yıl 19 yazı yayımlamışım. Kitaplardan (Babar, Bir Kitap Okudum, Çok Mutluyum, En Yeni Kitaplar), ressamlardan (Gülümse Vincent, çekiyorum, Bir Skagen rüyası, Christian Krohg ile yaşadığım fırtınalı ilişkinin kısa tarihi), tablolardan (Deliler, O iş öyle değil), ressamların köpeklerinden (Lump: Bir azim ve başarı öyküsü) ve canavarlardan (Resimleri yemeyin!) bahsettim. Ayrıca Meriç’le hazırladığımız Bir Tablo/Fotoğraf, Bir Şarkı yazılarında da çok keyif aldım. 2016’da buraya daha fazla ilgi göstermeyi çok istiyorum. Bakalım başarabilecek miyim? OKUMAYA DEVAM EDİN

Garip adamlar, Sanat üstüne

Christian Krohg ile yaşadığım fırtınalı ilişkinin kısa tarihi

christian krohg - albertine

Şubat 2015: İnternet’te Christian Krohg’un “Albertine Polis Doktorunun Muayenehanesinde” isimli tablosuyla karşılaştım. Kısa bir araştırma sonrası adını ilk kez duyduğumu zannettiğim ressamın aynı zamanda bir yazar olduğunu ve yaşadığı dönemin şartları yüzünden hayat kadını olmak zorunda kalan bir kadının öyküsünü anlattığı Albertine isimli bir roman yazdığını öğrendim. Bu roman bende müthiş bir heyecan yarattı. Mutlaka okumam gerektiğine karar verdim. Krohg’un Albertine temasına sahip diğer tablolarını inceledim. Biraz zaman geçince bu kitabı neden “mutlaka” okumam gerektiğini sorgulamaya başladım. Biraz daha zaman geçince okumam gereken o kadar kitap varken Albertine siparişimi enikonu yersiz buldum. En sonunda Albertine ve Krohg aklımdan çıktı.

Nisan 2015: Christian Krohg’u hiç düşünmedim.

Haziran 2015: Christian Krohg’u hiç düşünmedim.

Ağustos 2015: Christian Krohg’u hiç düşünmedim. OKUMAYA DEVAM EDİN

Bir şarkı

Bir fotoğraf, bir şarkı

Geri döndük!

Meriç’le birlikte hazırladığımız Bir tablo, bir şarkı yazısını sizinle paylaştıktan sonra bu oyunu kendi aramızda oynamaya devam ettik. O yazının altından çok tablolar ve şarkılar akmasının ardından bu işi bir de fotoğraflarla denemeye karar verdik. Ben sevdiğim fotoğrafçıların bazı fotoğraflarını ve aslında o kadar da sevmediğim fotoğrafçıların çok sevdiğim fotoğraflarını Meriç’le paylaştım. Meriç de onlara uygun şarkıları benimle.

Bu yazıyı yazmaya başlamam uzun vakit aldı. Bu sürede listedeki şarkıları onlarca kere dinledim ve her dinleyişimde fotoğraflara ne kadar uyduklarını düşünüp mutlu oldum. En sonunda bu mutluluğu sizlerle paylaşma zamanı geldi. Hazırsanız başlayalım.

Divorce - Eve Arnold (1966) OKUMAYA DEVAM EDİN

Kitaplar

Bir kitap okudum

new york modern sanat dusuncesini nasil caldi

Ne zamandır gerçek bir güneyli hanımefendi gibi davranmadığımı fark edip üzüldüğümden bugün sizleri “hü-hüü” diye selamlayarak merhaba diyeceğim. Nedense uzun süredir Güzelonlu’ya yazmamış gibi hissediyorum. O yüzden bu satırları yazarken coşku doluyum. Güzelonlu bir süredir, 2009’dan (ve öncesinden) beri süregelen dostlar kıraathanesi havasından çıkıp daha fazla insana ulaşmaya başladı. Daha fazla kişiyle ilişki halinde olmanın önceleri fark edemediğim avantajları varmış. Bunlardan biri de güzel öneriler duymak.

Örneğin, eskiden Türkçe basılan sanat kitaplarından nadiren haberim olurdu. Oysa bir süredir çevremde “bakın bir de bu kitap var” diyen insanlar var ve ben bu sayede çok güzel kitapları Türkçe okuyabiliyorum. Okuduğum Türkçe sanat kitaplarıyla ilgili ayrıca bir yazı hazırlamak niyetindeyim. O yüzden bu konuyu uzatmayacağım. Bugün özellikle bir kitaptan bahsetmek istiyorum: Sel Yayınları’ndan çıkan Serge Guilbaut’ya ait New York Modern Sanat Düşüncesini Nasıl Çaldı: Soyut Dışavurumculuk, Özgürlük ve Soğuk Savaş.

New York Modern Sanat Düşüncesini Nasıl Çaldı‘nın ismini her tekrarladığımda kulaklarımda “dan-dan-dan-dan” diye Castle jenerik müziği çalıyor. Sanırım bu yüzden Avrupa kıtasının özellikle de Paris’in o güne kadar başarıyla el koyduğu sanatın merkezi olma ünvanının New York’a nasıl kaydığını anlatan bu kitabı bir polisiye okurmuş heyecanıyla okudum. OKUMAYA DEVAM EDİN