Bu kategorinin altındaki yazıları inceliyorsunuz:

Konuk yazar

Konuk yazar, Sanat üstüne

O iş öyle değil

Ocak ayında Twitter’da akıllı telefonlardan önce insanların birbirlerini nasıl görmezden geldiğini gösteren bir tweet gördüm. Bu tweet pek çok açıdan hoşuma gitti ve retweetledim. Her şeyden önce görmezden gelmenin kanıtı olarak gösterilen tablo son zamanlarda -belki de- aşırı sayılabilecek bir ilgiyle yaklaştığım Skagenli ressamlardan Peder Severin Krøyer’e aitti. Üstelik gene son zamanlarda aile portrelerine fazlasıyla ilgi duyuyordum ve Krøyer’in eseri benim bu tarzın başarılı örneklerinden olduğunu düşündüğüm bir portreydi.

Tweeti gördüğümde her ne kadar gülsem de yazanın bir miktar abarttığını düşündüm. Ne de olsa birbirleriyle ilgilenmemenin kitabını yazan pek çok grup tablosu görmüştüm. Gene de olanca umursamazlığımla bu konuya takılmadım. Ancak Alex Soojung-Kim Pang‘in itiraz yazısını okuyunca duruma daha fazla kayıtsız kalamadım. Pang’in yazısında en sevdiğim şey içeriğin sadece itirazdan oluşmamasıydı. Son derece faydalı ve bilgilendirici bir yazıyla karşı karşıyaydım. Bu yüzden de Pang’den bu yazıyı Türkçe’ye çevirmek için izin istedim. O da beni kırmadı ve bu izni verdi. Aşağıda bu çeviriyi bulabilirsiniz. Umarım siz de benim beğendiğim kadar beğenirsiniz yazıyı. (Çeviri konusunda desteğini esirgemeyen sevgili kardeşime teşekkür ediyorum. O çok iyi biliyor ama siz de bilin: Benim kardeşim hayatta benim sahip olmadığım tüm iyi özelliklere sahip afacan bir insandır.)

“Akıllı telefonlardan önce insanlar birbirlerini nasıl görmezden geliyorlardı”‘daki yanlış

Alex Soojung-Kim Pang, 20 Ocak 2015

Bu tweet bir süredir Twitter’da dolaşıyor:

before smart phones tweet“Akıllı telefonlardan önce insanlar birbirlerini nasıl görmezden geliyordu.”

OKUMAYA DEVAM EDİN

Kitaplar, Konuk yazar

Estonya’dan tatlı bir selam

slothrops tallinn

2013′ün en iyi kitapları listelerinin listesi yazısına düşündüğümün çok ötesinde bir ilgi oldu. Sizlerin 2014’teki okuma planlarınız nedir bilemiyorum ama kitap listeleri arasında bu kadar dolaşmak benim monoton okuma alışkanlığımı kırdı. İki haftadır şehrin sevdiğim kitabevlerini ve sahaflarını dolaşıyorum ve çok güzel kitaplar/dergiler toparladım. Onbeş gün gecikmeyle de olsa artık “Sana hazırım 2014!” diye bağırabilirmiş gibi hissediyorum.

Dün posta kutuma listeler yazısıyla ilgili bir posta daha düştü. Geçen yazki Tallinn tatilim sırasında ziyaret edip NorthernExplosurevari halinden çok hoşlandığım kitapçı Slothrop’s eğlenceli bir üslupla “listeler konusunda benim de söyleyeceklerim var” diyordu. Madem vardı, öyleyse neden yazmıyordu?

Tallinn’deki ikinci el İngilizce kitaplar satan şeker Slothrop’s’ta nelerin satılıp nelerin satılmadığını merak ediyorsanız cevabı aşağıdaki satırlarda gizli.

OKUMAYA DEVAM EDİN

Konuk yazar, Sinema

Konuk yazar

Bunu kendime neden yaptığımı bilmiyorum. Sherlock Holmes’ün bünyemde yarattığı heyecanı size vizyona girmesinden bir gün önce şu cümlelerle anlatmıştım, hatırlarsanız:

“İnanması çok zor ama bu filmin fragmanını ilk kez birlikte izlediğim insan 4 gün sonra askerden döneceğine göre nereden baksanız 6 aydır bu filmi bekliyorum. Bu bekleyiş bende heyecan ve ilk heyecan yepyeni heyecanlar doğurduğundan tam on gündür gizlice detaylarını planladığımız üzere ülkedeki gösterime giriş günü olan yarın sinemaya koşuyor, filme iyi gün kötü gün bağlılığımızı gösteriyor ve çok eğlenmeye yemin ediyoruz.”

Durum buydu. Sonrasında ne oldu dediğinizi duyar gibiyim. Gittik ve yeminimizden dönmeyerek çok eğlendik.

Benim bu yukarıdaki satırları yazdığım gün bir başkası ise sevdiğim/ilgi duyduğum şeylerle ilgili sevdiğim insanlar üzerinde kurduğum iddia edilen baskıyı konu alan bir kompozisyon kaleme aldı. “Bunu blog’una eklerdin ekleyemezdin” derken günler geçti. En sonunda mağlubiyeti kabul ettim. Kendime neden bunu yaptığımı bilmiyorum ama artık elimden bir şey gelmiyor. Sizleri Benjamin Bey’in üşenmeden çizdiği grafikle süslediği yazısıyla başbaşa bırakıyorum: OKUMAYA DEVAM EDİN