Fotoğraf çektim

Menekşeli makaron meselesi

Tatlılarla aram şöyle böyledir. Çoğunu yemeyi reddederim. Öte yandan doğal renklere sahip olmayan yiyeceklerin çekiciliğine çocukken dahi kapılmış değildim. İşte bu yüzden birkaç ay evvel şans eseri keşfettiğim menekşeli makaronların bu kadar başımı döndürmesine hala bir anlam veremedim.

Menekşenin yenilebildiğini fark edişimi Selim İleri’ye borçluyum. Okuduğum bir kitabında menekşeli bonbonların lezzetini anlata anlata bitiremiyordu.Nabokov’un Sebastian Knight’ın Gerçek Yaşamı romanında da menekşeli şekerlemeden bahsedildiğini hatırlıyorum (küçük bir ayrıntıydı ama aklımda kalmış). Keşke İleri’nin övgülerini ya da bazı detaylarda takılmamı daha fazla dikkate alsaymışım.

Baykal’la tek doğal renge sahip vanilyalı makaronu deneyip “fena da değilmiş” dememizin ardından anlık bir hevesle aldığım menekşeli makarona hayran kaldım. Biraz fazla tatlı olduğu için bir kerede sadece bir tane yenilebilen bu lezzetin özellikle yan taraflarında yer alan ve benim menekşeli şekerleme olduğundan şüphelendiğim kıtır tatlılara ise resmen bayılıyorum.

Pazar sabahı piknikleri bu makaronlar sayesinde artık daha da tatlı. Bu keşfimin ardından elbette ki hedef büyüttüm. Paris ziyaretimde kapısını ilk çalacağım yerin neresi olacağını artık çok iyi biliyorum. Pazar sabahı piknikleri demişken “piknik yapmak üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama pazar sabahı pikniklerinin mutlulukla bir ilgisi olmalı”


Previous Post Next Post

Bir de bu yazilar var

7 Yorum

  • Reply Suat 16/07/2010 at 15:08

    İnsan bu kadar mı özendirilir Bayan Malik?? Ben de suluboyayla yapılmış gibi görünen yiyeceklerden hazzeden bir adam olsam canımın çektiğine içim yanmayacak. Ben de deneyim bari şu renkli şeyleri. Afiyet olsun şimdiden.

  • Reply epinar 18/07/2010 at 11:50

    Ben de merak ettim tadini, peki nereden edindiniz bu makaronlari? Ayrica Cemal Sureya’ya göndermenizi de görmedim degil…

  • Reply bahar malik 19/07/2010 at 01:36

    @Suat, suluboya benzetmen çok doğru, çok güzel. :)

    @epinar, menekşeli olanları sadece Beyaz Fırın’da gördüm. Divan ve şu yeni açılan Breads’lerde de makaron mevcut ama hiç satın almadım. Menekşeli haricindekileri (meraktan birkaçını daha denedim) çok tuttuğumu da söyleyemeyeceğim. Bu kadar tatlı bir şeyi beğeneceğimi bana birkaç ay önce söylesen inanmazdım ama özellikle o yan taraflarına yerleştirilmiş kıtırlar kahramanım oldu.

  • Reply epinar 20/07/2010 at 17:00

    Deneyecegim. Ben gecen sene bunlardan yemistim, orada acaip unluydu. Macarondan daha puf puf oldugundan asiri tatli degildi. Belki bunun menekselisi varsa cok sekerli olmayan bir versiyon da var demektir:

    http://en.wikipedia.org/wiki/Luxemburgerli

  • Reply Hakan Malik 21/07/2010 at 06:21

    Ben de merak ettim ama renk dogal mi degil mi simdi, onu anlamadim. Dünya ahiret bacim bahar malik’e Almanya+Fransa gezisi teklif eder, bu hederedötlerden yiyecegimizin de garantisini verip, teklifi caziplestirdigimi umut ederim.

  • Reply Hakan Malik 21/07/2010 at 06:24

    bu arada yandaki resimli takvimdeki 2010 yazisini tutan arkadas,benim yan ofiste calisan adama benziyor.. ikisini ayni anda görünce irkilmemek elde degil.. :)

  • Reply bahar malik 22/07/2010 at 06:58

    @Pınar, haklı olabilirsin. Denemeye değer. Almanca menekşe demeyi öğrenmenin zamanı gelmiş de geçiyor bile (“Interestingly, Luxemburgerli are not known in Luxembourg itself.” cidden ilginçmiş). Bu arada biraz araştırdım, Paris’te marketlerde menekşeli bonbonlar ve hatta menekşe şurubu satılıyormuş. Türkiye’de fındık votka çılgınlığından sonra bir menekşe votka modası yaratabilir miyiz acaba?

    @Sayın Hakan Malik, Almanya’yla ilgili bazı gelişmeler var. Arada Paris’i de ziyaret edebiliriz. Cohen falan diyordunuz, unutmadım. Ayrıntıları sadece ikimizin katılacağı çok gizli bir toplantıda konuşmaya ne dersiniz?

  • Yorum yazın