Etiket:

1989

Günlerin getirdikleri

Anılar

En sevdiğiniz rengin, hayatınızı değiştiren yönetmenlerin, hayvan eşleniğinizin ya da sevgilinizin hayvan eşleniğinin merak edildiği günümüz anketleri beni çok korkutur. Bu tarz sorularla karşılaştığımda arkamı dönüp gitmek isterim. Oysa geçen gün yatağımdayken “keşke birisi en büyülü müze anımı öğrenmek istese” diye düşündüm. Bir süredir bekliyorum ama maalesef kimse sormuyor. İşte bu yüzden bu blog’da kendime bu soruyu yöneltmeye karar verdim: “Evet sayın B.M. Acabo, lütfen (lütfen!) bize en büyülü müze anınızı anlatır mısınız?”

Teşekkürler! Elbette anlatırım. Birkaç sene evvel bir arkadaşımla Paris’e gittik. Arkadaşımın şehre ilk gidişi olduğundan klasik bir turist turu planlamıştı. Ben ise daha çok aylaklık yapma peşindeydim. Giderken yanımda Julian Barnes’ın Medusa’nın Salı ile ilgili güzel makalesini de götürmüştüm. Niyetim, Louvre’a uğrayıp tablonun karşısında makaleyi okumaktı. Arkadaşımın Louvre Müzesi’nde geçirdiği günün akşamının bu planım için ideal zaman olduğuna karar verdim. Onunla müze kapanış saatinde tablonun önünde buluşmak için sözleştik. Ben on dokuz otuz sularında mekana girdim. Üst kata çıkıp tablonun ressamı Gericault’nun Medusa’nın Salı‘ndan önce benzer temayı işlediği tabloları inceledim. Makalede bahsedildiklerini bildiğimden fotoğraflarını çektim. Ardından aşağı inip dev tablonun karşısındaki banka yerleştim ve küçük kağıtlara bastığım yazıyı okumaya başladım.

OKUMAYA DEVAM EDİN