Etiket:

Kazuo Ishiguro

Kitaplar, Proje: David Lodge

5. hafta: Ishiguro ve güvenilmez anlatıcı

Bu da nedir diyenler için şurada bir açıklama var.

The Art of Fiction‘ın sağladığı yararlardan biri de yaşamımın geçmiş dönemindeki şaşkınlıklarımı ve hatalarımı birer birer düzeltmeme olanak sağlaması oldu. İzin verirseniz bu haftaya şu cümleyle başlamak istiyorum: Kazuo Ishiguro‘yu severim ve çalışmalarını takip ederim. Benim Ishiguro hakkındaki en büyük ikilemim ise Günden Kalanlar hakkındaydı. Booker Ödülü de aldığını bildiğim ve yazarın başyapıtı kabul edilen bu romanın ne diğer romanlarından farkını ne de esere verilen bu değeri anlayamıyordum. Dahası 1990’larda çekilmiş ve övgüler almış (benim bir türlü izleyemediğim) film versiyonunda Emma Thompson ve Anthony Hopkins’in hangi rolleri canlandırdığı ve bu rollerin nasıl başrol kabul edildiğini de algılayamıyordum. (Bu arada ileride bir gün bana “doksanların klasiklerine bir örnek verir misiniz?” diye sorarlarsa cevabımın “Emma Thompson bütün İngiliz romanlarının film uyarlamalarında katiyetle başrol oynamalı görüşü” olacağına eminim)

Lafı fazla uzatmayacağım. David Lodge’ın “The Unreliable Narrator” makalesindeki örnek paragrafı okuduğumda aniden benim Günden Kalanlar’ı hiç okumadığımı ve senelerdir Günden Kalanlar zannettiğim kitabın Çocukluğumu Ararken olduğunu fark ettim. Bunca zamandır kitapla ilgili tüm düşüncelerim aslında başka bir esere aitti. Bu kadar şaşkınlığın neye delalet olduğunun yorumunu size bırakıyorum. Bunun bir tedavisi mutlaka olmalı! Araştıracağım.

read OKUMAYA DEVAM EDİN

Kitaplar, Proje: David Lodge

4. hafta: Hemingway ve yinelemeler

annebelovmonicareading2000

Bu da nedir diyenler için şurada bir açıklama var.

Lütfen biriniz bana hem minik projem süresince hem de proje tamamlandıktan sonra uzun seneler boyunca Ernest Hemingway’e yaptığım haksızlığı ara sıra hatırlatsın ve beni özür dilemeye zorlasın. Hemingway, yıllar yıllar sonra benim için doksanlı yıllardan birinin zorunluluk ve sorumluluk altında boğulacakmış gibi olduğum Şubat tatili öğleden sonralarından ve sonraki senelerin (John Steinbeck ile birlikte vazgeçilmez olduğu) geçmek bilmeyen İngilizce derslerinden çok öte bir noktaya ulaştı. OKUMAYA DEVAM EDİN