Yaz

Posted: October 2nd, 2012 | Author: | Filed under: Fotoğraf çektim | Tags: , , , , , | No Comments »

Sweetgrass’tan bahsettiğim yazıda anlatmıştım. Sarı çayırlarda otlayan çoğu hayvan grubuna karşı büyük bir sevgi duyuyorum. Bu yaz ne mutlu ki bu tip sürüleri hem uzaktan izleme hem de aralarında dolaşma fırsatı buldum. Bu sırada da gelecek günlerde o güzel manzaraya tekrar tekrar bakabileyim diye fotoğraf çektim. Sizle de bu fotoğrafların birkaç tanesini paylaşmak istiyorum. Umarım beğenirsiniz.

Yaza bu fotoğraflarla veda edelim. Dilerim bir dahaki sene daha çabuk biter.

 

 

Bu yazıyı paylaşın

Sweetgrass – Tatlı koyunların öyküsü

Posted: September 9th, 2012 | Author: | Filed under: Sinema | Tags: , , , , , , , , | 14 Comments »


Bu haftayı varlığından haberdar olduğum günden beri beni heyecanlandıran Sweetgrass‘ı izleyerek geçirdim. Bu belgeselin kalbimi çarptırmasının en önemli sebebi başrol oyuncularıydı. Montanalı çobanların sürdüğü 3000 koyundan bahsediyorum. Çoğunuzun bilmediği üzere en sevdiğim pastoral görüntü çayırlarda dolaşan sürülerdir.  Hem koyun hem de keçi sürüleri (ve hatta zaman zaman inek grupları) bende coşkun bir izleme isteği uyandırır.

Sweetgrass’ın en önemli özelliği konuşmadan, müzikten arınmış minimalist bir belgesel olması. Sürünün tüm yaz süren  yolculuğu boyunca çobanların konuştuğunu veya köpeklerinin havladığını nadiren duyuyoruz. Bunun dışındaki tek ses koyunlara ait.  46. dakikanın sonlarında meleyenini dünyanın en acayip meleyen koyunu ilan ettim. Yukarıda belgeselin en sevdiğim anlarının ekran görüntülerini sizinle paylaşıyorum. Umarım sizi de beni olduğu kadar heyecanlandırır.

Gene bu hafta bu konuyla bağlantılı değişik bir haber okudum. Derviş Zaim’in henüz vizyona girmemiş yeni filmi Devir‘in başrolünde de Burdurlu üç çoban varmış ve film Burdur’da uzun yıllardır devam eden gölden sürü geçirme yarışmasını konu alıyormuş. Tahmin edebileceğiniz üzere Derviş Zaim’in doğa ve insan ilişkilerini konu edindiği bu filmi özellikle vaadettiği sürü manzaraları sebebiyle meraklanmama sebep oldu.

Sizlere geçen haftalarda bahsettiğim Patti Smith’in Hayalperestler kitabına kapak olan Millet’nin Bergère avec son troupeau isimli tablosuyla veda ediyorum. Çok da ilgimi çekmeyen Naturalizm’in bu örneğini çok sevmemin nedenini bakalım tahmin edebilecek misiniz?