Bu kategorinin altındaki yazıları inceliyorsunuz:

Seyahat

Fotoğraf çektim, Sanat üstüne, Seyahat

Bir daha gideceğime yemin ederim

Geçen ay içerisinde yurtdışına çıkmam gerekince gitmem gereken günlerin öncesine ve sonrasına bir tatil paketi yerleştirip nicedir yapmak istediğim aktiviteleri ve görmek istediğim yerleri aradan çıkarttım. Yıllanmış bazı dilekleri yerine getirince seyahat düşündüğümden çok daha keyifli geçti.

Son ana kadar yapabileceğime bir türlü emin olamadığım şey ise bir hollandalıdan “modern sanatın başlangıç günleriyle ilgili birinin mutlaka görmesi gerek” yorumunu duyduğumuz Kröller- Müller Müzesi‘ni ziyaret etmekti. Planlarım doğrultusunda son güne bırakmaya mecbur kaldığım bu ziyaret hem diğer istediklerimi yetiştiremezsem riskine hem de gitmeden önce Internet’ten çıkardığım ve gözüme çok sürreal görünen yol planına kurban gidebilirdi. Ama ne mutlu ki gitmedi ve Kröller Müller, ayrıldığım anda geri dönmek istediğim nadir yerlerden biri oldu. OKUMAYA DEVAM EDİN

Fotoğraf çektim, Küçük benzetmeler, Seyahat

Yaz

Bu yaz yaşlanmış cdlerime nur yağdığından asfaltta Nick Cave, ormanda Van Morrison dinlediğim bir tatil yaptım. Eski tanıdıklara rastlar mıyım kuşkusuyla gittiğim bildik küçük kasabadan kimseye merhaba bile demek zorunda kalmadan döndüm ve bu çok hoşuma gitti çünkü bazen hiç kimseye, hatta birazcık hoşlandığın biri bile olsa, rastlamak istemediğiniz günler olur. Kimseye rastlamasam da uygar olmak zorunda olmasam denilen günler. [1]

Haftabaşında tatilde çektiklerimi de içinde bulunduran bir grup fotoğrafı yaptırdım. Bir kısmını sizinle paylaşmak istiyorum. (Üzerine tıklayarak fotoğrafları büyütebilirsiniz)

plaj OKUMAYA DEVAM EDİN

Fotoğraf çektim, Seyahat

Paris, Wes Anderson, Hotel Chevalier

chevalier

Geçen hafta Paris’te kısa fakat memnun edici günler geçirdim. Turist sezonunu hariç tutacak olursak, bu şehrin favori üç Avrupa kentimden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. [Diğer ikisi ise: Gittiğimde kitabevleri, türlü dvd dükkanları, sonu gelmez akşam aktiviteleri ve her daim sunduğu birbirinden bağımsız geçici sergileriyle Londra ve bu iki şehirden tamamen farklı olarak sessizliğin egemen olduğu, bilime son sürat hizmet ettiğim günlerde bir makalemi sunduğum konferansa katılmak üzere gidip Limmatquai’sinde huzuru hissettiğim, akşamları bir masalın içinde olduğunuzu düşündürten Zürih’tir.] OKUMAYA DEVAM EDİN