Tatlılarla aram şöyle böyledir. Çoğunu yemeyi reddederim. Öte yandan doğal renklere sahip olmayan yiyeceklerin çekiciliğine çocukken dahi kapılmış değildim. İşte bu yüzden birkaç ay evvel şans eseri keşfettiğim menekşeli makaronların bu kadar başımı döndürmesine hala bir anlam veremedim.

Menekşenin yenilebildiğini fark edişimi Selim İleri’ye borçluyum. Okuduğum bir kitabında menekşeli bonbonların lezzetini anlata anlata bitiremiyordu.Nabokov’un Sebastian Knight’ın Gerçek Yaşamı romanında da menekşeli şekerlemeden bahsedildiğini hatırlıyorum (küçük bir ayrıntıydı ama aklımda kalmış). Keşke İleri’nin övgülerini ya da bazı detaylarda takılmamı daha fazla dikkate alsaymışım.
