Kitaplar, Proje: David Lodge

David Lodge ile bir sene

magritte_reading_woman

Her insan geriye baktığında hangi duygular ile başladığını sonradan kestiremediği bazı işlerle karşılaşabilir. Bir de bakarsınız neden çıktığınızı bilmediğiniz yollar, neden güvendiğinizi anlayamadığınız insanlar, neden güldüğünüze anlam veremediğiniz espriler, neden zevk aldığınızı bilmediğiniz gündelik alışkanlıklar yaşamınızda hatırı sayılır bir yer almış.

Birkaç haftadır, biraz sonra size açıklayacağım yeni projemle ilgili olarak kendimle bir savaş halindeyim fakat sonunda bu işi yapmak için duyduğum çocukça heyecan ve karşı konulmaz heves ağır bastı. David Lodge sadece romanlarını sevdiğim bir yazar değil, aynı zamanda düşüncelerine değer verdiğim bir edebiyat eleştirmeni ve profesörü. The Art of Fiction ise onun bu konulardaki fikirlerini açıkladığı makalelerden oluşan kitaplarından sadece biri. Lodge, bu kitabın her bölümünde bir (ya da iki) eserden örnek vererek kurgu romanın bir özelliğini inceliyor. The Art of Fiction’ı okumanın herhangi bir zorluğu olmadığına herhalde kimse itiraz etmez. Benim hedefim ise şu: Her hafta önce yazarın örnek olarak gösterdiği romanı ardından ise makaleyi okuyup (eğer vaktim kalırsa) bunu sizlerle paylaşmak. Böylece önümde toplam 50 bölümden oluşan kitabı bitirebilmek için 50 hafta oluyor. Bahsettiği kitapların bir kısmını okumuş olmama rağmen hepsini tekrar okumanın benim için bir sakıncası olmadığına karar verdim. Ancak Lodge’ın seçtiği kitaplardan bazıları benim vakit darlığımdan ötürü bir haftada bitiremeyeceğim kalınlıkta. Böyle durumlarda o haftayı daha önce okuduğum bir kitabın makalesi ile tamamlamayı düşündüm.

Bugün konuyu anlattığım bir arkadaşım bana tek bir soru sordu: “Neden?” Bu işi duyurmadan önce benim de yanıtını en çok düşündüğüm soru bu oldu. Cevabı ise sanırım Nick Hornby’nin şu cümlelerinde saklı: “Tutup genç erişkin zamazingoları okumak, genç erişkin olduğunuz dönemlere dönmek gibi bir şey: Vonnegut denilen adam iyi midir? Ya Albert Camus? Daha önce duyan var mı? Dünya birden daha büyük bir yer haline gelir”. Anlayacağınız ben de tekrar genç erişkin hevesleri duymak ve o merakı hissetmek istiyorum.

Bu tarz açıklamalarla ilgili en korktuğum şey yarıda bırakma riskidir. Bu projede ise böyle bir endişem yok (ya da sadece birazcık var). Çünkü bu işe iki hafta devam etsem dahi bunun benim için faydalı olacağının farkındayım. Projeye sizi dahil etmemin sebebi ise bana bu işten vazgeçmememi sağlayacak gücü vereceğinize inanmam (Ve elbette herkese duyurduğum böyle bir şeyi yarım bırakma yüzsüzlüğü gösteremeyeceğimi düşünmem).

30 sene sonra geriye dönüp baktığımda bu yaptığımla ilgili ne düşüneceğimi merak ediyorum ama tahminlerle vakit kaybetmeye niyetim yok. Nitekim bu 30 sene sonranın mevzusu. Şimdi ise projemin ilk kitaplarıyla haşır neşir olmak üzere sizlerden ayrılıyorum. Jane Austen‘in Emma‘sı ve Ford Madox Ford‘un The Good Soldier: A Tale of Passion‘ı ile Lodge bana bir romanın başlangıcı nasıl olmalı onu anlatacak. Böyle şeyleri pek söylemem, o yüzden ciddiye alın ve “bana şans dileyin”.

hopperhotel

[Kullanılan resimlerin telif hakları ressamların mirasçılarına aittir. Güzelonlu’da bilgilendirme amaçlı kullanılmışlardır.]
Previous Post Next Post

Bir de bu yazilar var

9 Yorum

  • Reply suat 21/12/2009 at 14:11

    Sevgili Bahar Malik,
    İlk yorumu yazma şerefini yakaladım galiba. Azmin karşısında saygıyla eğiliyorum. Bunu tanıdıklar arasında yapsan yapsan sen yaparsın. sonuna kadar da götüreceğini biliyorum. Bu yolda sana bol şans. Sen oku ki biz de yorumlarından faydalanalım. Belki aradan bazıları bizim de aklımızı çeler, biz de okuruz.
    Kitaplara da ne kadar hakkını vererek okuduğumu bilirsin…
    Yolun açık olsun.

  • Reply baykal 28/12/2009 at 07:46

    bu hırs, bu azim ve bu kararlılık ve bu sanat aşkı bende vücut bulacaktı; ortamların sanat güneşi olurdum.

  • Reply alperen kahraman 03/01/2010 at 11:05

    Bu değerli “kişisel proje”nin toplumsal hale gelmesi kaçınılmazlığına ısrarla vesile olacağı konusunda kuşku duymayarak bu projenin bu saatten sonra artık kişisel düzeyde kalmasını olanaksız hale getirmiş takipçilerden biriyim.

    Paylaşım için teşekkürler.

  • Reply Bahar Malik 03/01/2010 at 15:34

    Destek için hepinize teşekkür ederim. Bir de güncelleme yapayım: Tender is the Night’ı ve makaleyi bitirdim ama yazıyı henüz tamamlayamadım. Umarım yarın ikinci hafta yazısını eklemiş olacağım. Sevgiler.

  • Reply Emre 05/01/2010 at 13:19

    Sayın Bahar Malik,
    “genç erişkin hevesleri”, bu laftan çok etkilendim, evet bunu yaşamak müthiş olsa gerek. Ama şunu düşündüm, neden bu müthiş fikri 50 hafta ile sınırlayasın kuzum? Mesela yılda iki kitap okusan 30 yıl “genç erişkin” takılırdın yahu.
    Bu arada, okuyamadıklarım yerine başka kitap okuyacağım olayı da hoş bi kaçış olmuş, ama söylemek zorundayım ki bir “genç erişkin” böyle kaçış noktaları oluşturmazdı kendisine.
    Neyse Bahar hanım, saygılar.

  • Reply Emre 05/01/2010 at 14:30

    Yine ben,
    şimdi bu projeyi çok dahiyane bulup seninle birlikte bu kitapları okumak isteyenler olacaktır (birkaç tanesinden bahsetmiyorum, seninle birlikte aynı sırada ve aynı hızda), diyeceğim şudur; listeni yayınla, bilelim neler okunacak, tuğlalar hangileri, vs. vs.

  • Reply Bahar Malik 05/01/2010 at 15:09

    30 yıl genç erişkin takılma konusunda ne kadar haklı olduğunu ancak şu anda fark edip kafamı duvarlara vuruyorum. Keşke bunu başlamadan önce önerseydin. Şimdi sözümden dönüyor gibi görünmemek adına koskoca otuz seneyi kaybetmek zorundayım. Kahretsin. :)

    Ayrıca doğru söylüyorsun, kitapların listesini yazmalıydım. (Bunu benimle birlikte yapmak isteyen çıkar mı emin değilim ama paylaşmam iyi olabilirdi.) Umarım Internet’te bulabilirim. Yoksa da kendim yazarım. Ama bu gece değil.

    Not: Tüm kitapları okuyacağım (umarım). Sadece bazılarını okumam bir haftadan uzun sürebilir, o haftalarda geçmişte zaten okuduğum bir kitabın makalesini okuyabilirim demek istemiştim. Üstelik kimse bana Charles Dickens’ın Bleak House’unun 1500 sayfa olduğundan bahsetmemişti. Ben bu konudaki tek problemimin Ulysses ve tam bir centilmen olan Tristram Shandy beyefendi olduğunu sanıyordum.

  • Reply baran 08/01/2010 at 05:07

    her hafta için bir okuyan insan resmi bulabilecek misin, bu da kulislerdeki ayrı bir merak konusu.

    • Reply Bahar Malik 12/01/2010 at 08:10

      Resim konusunda bana güvenin demekten başka elimden bir şey gelmiyor şu anda. Bana güvenin.

      Not: 3. hafta yolda, geliyor.

    Yorum yazın