Tüm katkılarıyla

Bahar Malik

Proje: David Lodge

12. hafta: Woolf ve bilinç akışı

Bu da nedir diyenler için şurada bir açıklama var.

“Bilinç akışı (stream of consciousness) terimini cümle içinde ilk kullanan Henry James’in psikolog ağabeyi William James olmuş. Bak bunu bilmiyordum, ilginçmiş” yazmışım her yerde yanımda dolaştırdığım için iyice buruşan sarı not kağıdına.

Düzyazıda bilinç akışı temelde iki farklı yöntemle yapılabiliyor. Bunlardan ilki yazarının birinci tekil şahıs kullanarak dünyaya seslendiği ve tam da bu sebepten cümlelerine “Ben…” diyerek başladığı iç monolog kullanımıdır. İkincisinde ise daha dolambaçlı bir yol izlenir. Üçüncü tekil şahıs ve geçmiş zaman kiplerinin tercih edildiği, rapor verir tarzda bir anlatımın benimsendiği bu yöntemin kökleri latif hanımefendi Jane Austen’e kadar uzansa da doruğa Virginia Woolf, James Joyce, Dorothy Richardson gibi isimlerle çıkmıştır. Kelime seçimlerinin karakterlere uygun şekilde yapıldığı bu yolda “düşündü”, “merak etti”, “kendi kendine sordu” gibi bazı yüklemler bilinçli bir şekilde yazıdan çıkartılır.

OKUMAYA DEVAM EDİN

Kitaplar, Proje: David Lodge

11. hafta: Lodge ve Auster ile isimler

Bu da nedir diyenler için şurada bir açıklama var.

Biriyle tanıştığımızda çoğunlukla adının bir şeylerin sembolü olduğunu ya da bu isme sahip olan varlıkla isim arasında büyük bir bağlantı olduğunu düşünmeyiz. Bize verilen adlar ya ebeveynlerimizin hayata karşı bakış açılarının ve gelecekle ilgili umut ve arzularının ya aile bağlarının ya da dönemin moda anlayışının bir sonucudur. Soyadları ise dedelerimiz/atalarımızın kendilerine yakıştığını düşündüklerini sahiplenmeleridir. Ne isimlerimizin ne de soyadlarımızın varlığımızla büyük bir alakası yoktur. Bu açıdan baktığımızda konuyu daha da genelleştirirek “a rose by any other name would smell as sweet” diyenlere katılmamak elde değil. OKUMAYA DEVAM EDİN