Etiket:

edouard manet

Sanat üstüne, Seyahat

Londra demişken

Londra dememin üzerinden çok zaman geçti. Size Londra’da gördüğüm bazı eserleri anlatacağımı söylememin üzerinden de çok zaman geçti. Şu anda bu sözü verirken neleri anlatmayı planladığımı hatırlamıyorum. Açıkçası anlatmak istediğim başka konular da var. Bir Emil Nolde gerçeği var mesela. Emil Nolde’den bahsetmeyi çok istiyorum. Pierre Bonnard’ın düşündüğüm gibi bir kişi çıkmamasıyla ilgili uzunca bir hayal kırıklığı yazısı da yazabilirim. Beraber birkaç müze dedikodusu yapabileceğimize inanıyorum. Bir de en çok Cy Twombly’nin güllerinden bahsetmek istiyorum. Ama ne zaman Güzelonlu’ya bu konularda yazabileceğimi düşünsem 1. vaktim olmadığı için yazamıyorum. 2. Her yerde ilan ettiğim Londra yazısı ne olacak diye kendi kendimi yiyorum. O yüzden en iyisi ben bu Londra yazısını yazayım, aradan çıksın. Diğerlerini gene de yazmadığımda “vaktim yok” diye ağlarım.

Bir önceki yazıda Londra’nın sokaklarından, bahçelerinden, evlerinden bahsetmiştim. Bu sefer de planladığım her şeyi görmek için neredeyse ortadan ikiye bölündüğüm sanat eserlerinden bahsedeceğim. Londra’ya vardığımda aklıma ilk gelen “madem ki yalnızım neden gidip Fragonard görmüyorum?” oldu. Tahmin edebileceğiniz üzere ben Fragonard’ı sebepsizce (kendime göre sebeplerim var ama anlatmam) seviyorum ve yine tahmin edebileceğiniz üzere bu sevgime yakın çevremce bir anlam verilemiyor. Geçenlerde bir arkadaşım tatilden arayıp “Bahar burada Fragonard evi varmış, Bahar kesin gitmiştir dedim eheh” dedi. Birincisi orası parfümeri markası olan Fragonard’ın evi ve ikincisi evet gittim! Neyse sonuçta Salıncak’ı görmek için Wallace Koleksiyonu’na kuzeyden sinsice yaklaştım. Koleksiyon düşündüğüm kadar kalabalık değildi. Birazcık Velazquezlerini, biraz da Halslarını inceledim. Corot’nun Macbeth’in üç cadısını çizdiği tabloyu eni konu beğendim ve sonunda Fragonard odasına girdim. “Ah Fragonard, seni gidi şuursuz” diyerek sevgimi gösterdim ve Wallace Koleksiyonu’ndan ayrıldım çünkü çok işim vardı. OKUMAYA DEVAM EDİN

Sanat üstüne

Bir kadını tanımak (ya da tanımamak)

Ellen Andree by Felix Nadar

Bu yazıya nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Oysa anlatacak çok şeyim var. Galiba daldan dala atlayan bir yazı olmasından korkuyorum. Ama korkum bir şeye engel olamaz, bunun da farkındayım. İsterseniz her şeyin nasıl başladığını anlatarak başlayayım. Bir şeylere başladığımız anların anıları hep güzeldir ne de olsa. OKUMAYA DEVAM EDİN

Sanat üstüne

Olaylar çok karışık

Aşağıda resimlerini göreceğiniz Jeanne Lemer/Lemaire olarak da tanınan kadının bilinen ismi Jeanne Duval. On dokuzuncu yüzyıl Paris’inin önemli figürlerinden biri. Kendisi Haitili bir dansçı ve aktris. Duval’in ünlü olmasının en önemli sebebi ise Charles Baudelaire’in ilham perisi ve metresi olması. Yazılanlara göre çiftin ilişkisi yirmi seneden uzun sürmüş. Baudelaire, Duval’e “Vénus Noire” (Siyah Venüs) ve “gözde metresim” diye sesleniyormuş.

jeanne duval by baudelaire

Duval ile ilgili çok fazla bilgi yok. Olanlar ise çoğunlukla Fransızca. İşte bu yüzden size Google Translate’in Fransızca-İngilizce çevirisinden sıkılmadığım süre boyunca okuduklarımı anlatacağım (yani kısa bir yazı olacak). Yukarıdaki iki karakalem çalışma da Baudelaire’e ait. Şairin metresine Siyah Venüs diye isim takmasından, çizdiği resimlerinden ve Nadar‘ın Duval’in oynadığı bir vodvilden sonra aldığı notlardan anladığım kadarıyla kendisi bildiğimiz siyahi bir insanmış. Nadar notlarında ayrıca dansçının büyük göğüslerinden de uzun uzun bahsetmiş. Duval’in göğüs boyutlarının bu yazının konusuyla bir ilgisi olmadığından biz bu ayrıntıyı es geçebiliriz.

OKUMAYA DEVAM EDİN

Kısa kısa, Sanat üstüne

Dedikodu

edouard manet_bouquet of violets

Bir adamın bir kadın için bir tablo çizdiğini ve ona hediye ettiğini düşünün; içinde kadının en sevdiği çiçeklerin, kadını çizdiği başka bir ünlü tablodaki yelpazenin ve kadına yazdığı mektubun olduğu ufacık bir tablo.

Bu adamın bu kadına aşık olmama ihtimali var mı? Bu adam nasıl bu kadını kendi erkek kardeşiyle evlendirir? Onların çocuklarını büyütmelerini izler?

Aklım almıyor.