Yukarıdaki fotoğrafı bir zamanlar sıkı takipçisi olduğum modern nostalgic isimli blog’da görüp günün aslan berberinde paylaştığımda “acaba devamı var mı?” diye düşünmüştüm. Benim bu “devamı var mı” düşüncelerim beraberinde bazı gizli klasörler ve çoğunlukla yıllar sürecek iz sürmeler getirir. Bu sefer de öyle oldu. Bugün baktığımda sorumun üzerinden üç buçuk sene geçtiğini ve elimde heykellere sevgilerini gösteren insanların olduğu fotoğrafların (sonunda) biriktiğini gördüm. Ne zaman bir şey biriktirsem, buraya koşup sizinle paylaşmama artık şaşırmıyorsunuzdur herhalde.
Bu fotoğraflardan ilki öpmenin en yakıştığı heykel. Çünkü bu antik yüz aynı zamanda çeşme olarak kullanılıyor. Fotoğrafı kim çekmiş bilmiyorum ama bu durum ona duyduğum sevgiyi azaltmıyor.
Heykellerin öpücüklere boğulması fikri en çok moda fotoğrafçılarının hoşuna gitmiş sanırım. Aşağıdaki üç fotoğrafta örneklerini görebilirsiniz. Bunlardan ilkini Belçikalı Serge Leblon çekmiş. Leblon’un deri eldiven tanıtmaya çalıştığını düşünüyorum ama elimde konuyla ilgili hiçbir kanıt yok.
Şehvetine karşılık bulamayan bu hanım kızımızı ise 1986 yılında Sheila Metzner, Fendi için fotoğraflamış. Kürk ayrıntısı canımı sıktığından bu fotoğrafı hızlı geçmeyi teklif ediyorum.
Aşağıdaki romantik kızımız ve mert bir delikanlı olduğu her halinden belli oğlumuzla birkaç ay evvel karşılaştım. Öpüşmelerinin sebebi Paloma Wool diye bir kıyafet markasının reklamı. Üstelik bu reklam 1986’ya değil 2014’e ait. Bu cümlemle de sizlere heykel öpmenin evrenselliğini ispatladım. Bu konuda daha fazla kafa yormazsınız artık.
Heykel öpme eyleminin çekiciliğine kapılan ünlüler de olmuş. Mesela Winona Ryder bunlardan biri. (Fotoğrafı Mark Seliger çekmiş)
Geri dönüşü muhteşem olan Jeff Koons’un (bu küçük esprime içimden kıkır kıkır gülmek için sizden beş saniye mola istiyorum. Beş-Dört-Üç-İki-Bir. Evet devam edebiliriz) ünlü Banallik serisinden Pembe Panter heykelini manken Stephanie Seymour öpmüş ve bu anı Juergen Teller fotoğraflamış. Seymour’ın öpücüğe kendini kaptırmış haline nazaran Jayne Mansfield’ın lakaytlığı sizin de dikkatinizi çekti mi? (Aşk bu değil Jayne!)
Ve diğer fotoğraflar… Bunların içinde en çok en sağdaki tutkulu genci seviyorum. Bu fotoğraflara bakarken Galleria Borghese’deki heykellerden birinin dudaklarına yapışsam neler olabileceğini düşündüm. Bir heykele yan baksan dibinde biten müze görevlilerinin paytak paytak bana doğru koşması, omuzlarımdan sürükleyerek beni dışarı atmaları, benim “oh dünya varmış, onlar kovmadı ben zaten çıkıyordum” duruşumla dışarıda bekleyen kalabalığın hayranlığını kazanmam… Eşsiz bir tecrübe olmaz mı?
Size ateşli bir hareketli resimle veda ediyorum çünkü bu blog’un okuyucuları bu ateşliliği hak ediyor! (Özellikle babam) Umarım, en yakın zamanda tekrar görüşürüz. Hoşça kalın.
-İlahi eskimez bu dudaklar durma öp beni
– Eskimez ama yıpranır.
[Kullanılan fotoğrafların telif hakları fotoğrafı çeken fotoğrafçıya ait olup Güzelonlu’da bilgilendirme amaçlı kullanılmıştır.]











2 Yorum
en sondaki öpülen hangi heykel acaba
bilmiyorum maalesef :(